Odamız
Başkan'dan

İşsizlik rakamları rekor üstüne rekor kırıyor

Şaban BAŞ

Türkiye'nin, geçtiğimiz hafta Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan ?işsizlik karnesi?, bugüne kadar hemen her platformda adeta bağırarak dile getirdiğimiz istihdamdaki acı tablonun dehşet verici boyutlarını rakamlarla gözler önüne serdi? Sadece Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan ?resmi? rakamlara göre, Türkiye genelinde işsiz sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre 860 bin kişi artarak, 3 milyon 471 bin kişiye yükselmiştir. İşsizlik oranı, 2009'da 2008'e göre 3 puan artışla yüzde 14 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Hatırlanacağı gibi Türkiye genelinde 2008 yılındaki işsizlik oranı ise yüzde 11 olarak açıklanmıştı.

Diğer taraftan 2008 yılında yüzde 20.5 düzeyinde bulunan genç nüfusta işsizlik oranının 2009'da yüzde 25,3'e tırmanması da son derece düşündürücüdür? Öte yandan bu rakamların Adana'nın sosyo-ekonomik hayatına yansımalarının en üst boyutta olması ise kaygılarımızı daha da artırmaktadır. Çünkü TÜİK rakamlarına göre işsizlik oranının en yüksek olduğu bölge yüzde 22 ile Adana ve Mersin'in de içerisinde yer aldığı TR62 bölgesi olmuştur.

Bu rakamları bir de resmi olmayan verilerle birlikte düşündüğümüzde durumun vehameti daha iyi anlaşılacaktır.

Acı gerçek ise ekonomik ve sosyal yapının en büyük düşmanı olan işsizliğin, Türkiye`de kriz ile birlikte çok önemli mevzileri bir bir eline geçirdiğine ilişkindir. TÜİK'in istihdam konusundaki resmi verileri yine sık sık gündeme getirme çabasında olduğumuz bir tespitimizin doğru olduğunu göz önüne sermesi bakımından da ilginçtir. 2009 yılında düz lise mezunları arasında işsizlik oranı yüzde 18 iken, meslek lisesi, yüksek okul ve üniversite mezunları arasında işsizlik yüzde 13.5 olarak belirlenmiştir.

Bu sonuç, işgücü piyasalarının ?nitelikli işgücü?ne yönelik ihtiyacını da seslendirmektedir. Niteliksiz işgücünün verimliliği de düşürdüğü dikkate alındığında, işgücünün niteliğinin ülkemizde istihdam artışını engelleyen önemli bir konu haline geldiği görülmektedir. Sonuç olarak bu rakamlar artık ?ne iş olsa yaparım? döneminin geride kaldığını, mesleki eğitimin gerekliliğini ve önemini göstermektedir.

Gelelim madalyonun öbür yüzüne?

Adana Ticaret Odası olarak; Türkiye`de işsizlik sorununun çözülmesi ve istihdamın artırılması için reel sektöre can verilmesinin hayati önemde olduğunu, işsizliğin ancak başta istihdam üzerindeki yüklerin düşürülmesi olmak üzere; iş dünyasının önündeki vergi ve diğer sorunlar çözümlenerek, fabrika bacalarının yeniden tütmesinin sağlanmasıyla engellenebileceğini bugüne kadar kaç bin defa ile getirdiğimizi ben bile unutttum?

Sigorta primi ve kıdem tazminat payı da eklendiğinde brüt asgari ücretin yüzde 45`ine yakın bir istihdam yükünün altında ezilen işverenlerin bırakınız istihdama katkıda bulunmayı, çalıştırdığı mevcut işçilerin sayısını bile bu güç koşullarda muhafaza edebilmesi büyük bir başarı olarak değerlendirilmelidir.

Krizin olumsuz etkilerinin giderilebilmesi ve aşağıya çekilmesi için yürürlüğe konulan teşvik uygulamasında Türkiye'nin işsizlik şampiyonu olan kentleri Adana ve Mersin'in görmezlikten gelinmesi ise nasıl açıklanabilir hiç bilmiyorum.

Aslında işsizliğin önlenmesine dönük reçete hazır ve çok basit?

Öncelikle üretime yönelik şirketlerin ve fabrikaların ayakta kalması sağlanmalıdır. Çünkü işsizlik ancak yatırımlar arttıkça engellenebilecektir.

İşsizliğin azaltılabilmesi için bu alanda öne çıkan kentlerdeki bölgesel üretime dair adımlar atılmalı, bunun sağlanabilmesi için de teşviklerde son derece cömert davranılmalıdır. Üretim arttıkça istihdamın da doğal olarak artacağı hiçbir zaman unutulmamalıdır

Bu anlamda bölgemiz ekonomisindeki işsizliğin aşağılara çekilebilmesi bakımından, Hükümet tarafından yürürlüğe konulabilecek tarımsal desteklemelerin istihdama önemli katkılar sağlayacağına inancımı siz değerli üyelerimizle paylaşmak istiyorum.