 Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş'ın, bir süredir kalp yetmezliği tedavisi gören babası Mehmet Baş (78) vefat etti.
Zirai ilaç ve tarımsal alet bayiliğinin yanı sıra, çiftçilik de yapan Mehmet Baş'ın cenazesi, Akkapı Mezarlığı'ndaki namazın ardından Koyuncu Dikoğlu Köyüne getirildi. Mehmet Baş'ın cenaze törenine, Vali İlhan Atış, Adana Sanayi Odası Başkanı Ümt Özgümüş, Adana Ticaret Borsası Başkanı Muhammer Çalışkan, Ceyhan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ali Duru, Adana Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Kazım Barışık ile iş, siyaset ve bürokrasi kesiminin önde gelen isimlerinin de aralarında bulunduğu yüzlerce kişi katıldı.
Cenazenin toprağa verilmesinin ardından Vali İlhan Atış'ın da aralarında bulunduğu törene katılanların başsağlığı dileklerini kabul eden Başkanımız Şaban Baş, "Babam her Türk ailesinde olduğu gibi ailemizin temel direğiydi. Bizim için yeri asla doldurulamayacak çok değerli bir insandı. Bizlere hayatta ve ticarette hep dürüst ve saygılı olmayı öğretti. Ben ve kardeşlerimin ticari başarısında babamın düşüncelerinden ve yol göstericiliğinden yararlanmamız en önemli sermayemizi oluşturmuştur. Mekanı cennet olsun. Bu acı günümüzde yanımızda olan, gerek cenazemize katılarak, gerek telefonla arayarak veya farklı yollarla başsağlığı dileğinde bulunan tüm dostlarımıza şahsım ve ailem adına şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. |
 Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, ''Türkiye, 2002'de 36 milyar dolar toplam ihracat yapabilen ülke iken 2008'de 132 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi. Bunlar aslında hiçbirimizin hayal bile edemediği rakamlardır'' dedi
Çağlayan, Meclis Başkanımız Behiç Pakyürek, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcımız Ali Gizer, Yönetim Kurulu üyemiz Mehmet Şahbaz ve bazı Meclis üyelerimizin de katılımlarıyla Adana Sanayi Odası'nda (ADASO) gerçekleştirilen Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'de sanayinin, tarımın, ekonominin ve ihracatın beşiği olan Adana'da bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi.
Büyük ve küresel bir kriz yaşandığını belirten Çağlayan, ''2008'de 16 trilyon dolara çıkmış olan dünya mal ticareti böyle bir kriz karşısında 12,3 trilyon dolara düştü. Arada 3,7 trilyon dolarlık dünya mal ticaretinde azalma yaşandı'' diye konuştu. Çağlayan, krizin dünya ölçeğindeki etkilerine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
''Bir yılda 3,7 trilyon dolarlık azalma dediğimiz zaman Afrika kıtasının bir yıllık toplam milli gelirinden daha fazla bir rakamdan bahsediyoruz. Amerika Birleşik Devletleri?nin toplam bir yıllık milli gelirinin üçte birine yakın rakamdan bahsediyorum. İngiltere ve Fransa'nın bir yıllık milli gelirinin toplamından bahsediyorum. Bu kadarlık bir geliri küresel kriz 2009 yılında dünyaya kaybettirdi. ABD'de 158 banka battı. Avrupa'da bırakın bankaları, ülkeler battı. Şu anda AB'nin üyesi olan ülke, ciddi manada, gerek borç sarmalından gerek bütçe açıklarından dolayı çok büyük problemlerle karşı karşıya.''
En yoğun ihracatını Avrupa üyesine yaptığı için Türkiye'nin ihracatının da dünyadaki bu gelişmelerden etkilendiğini anlatan Çağlayan, şöyle devam etti:
''Türkiye, 2002'de 36 milyar dolar toplam ihracat yapabilen ülke iken, 2008'de 132 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi. Bunlar aslında hiçbirimizin hayal bile edemediği rakamlardır. 2002'de ben oda başkanıydım. Birileri gelip 'Öyle bir zaman olacak ki 2008'de Türkiye'nin ihracatı 132 milyar dolar olacak. Türkiye dünyanın 17. büyük ekonomisi olacak ve 334 milyar dolar dış ticaret hacmi gerçekleştirecek', hele hele 'enflasyon tek haneye düşecek, liradan altı sıfır atılacak' deseydi, ben bunun olmayacağına iddiaya girerdim ve kesin kaybederdim. Çünkü gerçekten 2002-2008 arasında Türkiye çok önemli kazanımlar gerçekleştirdi. Bu çerçevede Avrupa'ya ihracatımız yüzde 60'lar seviyesinde olmaya başladı. 1996'da Gümrük Birliği Anlaşması ilk başladığı zaman Türkiye'nin Avrupa'ya ihracatı 11 milyar dolar, ithalatı ise 24 milyar dolardı. Yani 35 milyar dolarlık dış ticaret hacmine sahiptik. AB'ye yaptığımız ihracat ithalatın sadece yüzde 40'ını karşılıyordu. Bugün geldiğimiz tabloda, 2009 krizini de katarak söylüyorum, 102,2 milyar dolarlık bir ihracat başarısı yakalandı. Bugün Türkiye 60 milyar dolar ihracat yaparken 70 milyar dolar Avrupa'dan ithalat yapar bir yapıya gelmiştir. 1996'de ticaret hacmi 35 milyar dolar iken Türkiye'nin buradaki dış ticaret açığı 14 milyar dolar seviyesindeydi. Bugün Avrupa ile yapmış olduğumuz dış ticaret 130 milyar dolar seviyesinde iken aradaki açık 10 milyar dolara inmiştir. Türkiye'nin, Avrupa'ya yapmış olduğu ihracat, ithalatının yüzde 90'ına denk geliyor. Bu bir tarihtir, bu bir başarıdır.'' |
 Ayakkabı ve Saraciye Eşyası İmalatçıları ile Tacirleri Meslek Komitemiz, sektörün en önemli sorununu, işyerlerinin dağınık halde bulunmasından dolayı üretim ve ihracat olanaklarından yeterince yararlanılamamasının oluşturduğuna dikkat çekerken, sektörü bir araya toplayacak bir siteye acil olarak gereksinim duyulduğunu bildirdi.
Ayakkabı ve Saraciye Eşyası İmalatçıları ile Tacirleri Meslek Komitemiz, sektörün bugünü ve geleceğine ilişkin düşüncelerini Gazetemize değerlendirdi.
Komite Başkanımız Abdülkadir Kaplan, Başkan Yardımcımız Murat Başlak ile Meclis üyelerimiz Erdoğan Akçınar ve Hüseyin Sağır, ayakkabı üreticisi işletmelerin yüzde 50'sinin İstanbul'da faaliyet gösterdiğini belirterek İzmir, Konya, Bursa, Ankara, Gaziantep, Manisa, Denizli, Adana ve Malatya'nın da bu alanda sürekli gelişme kaydettiğini belirttiler.
Ayakkabı üretiminde Türkiye'nin önde gelen illerinin tümünde sektörü bir arada toplayan bir sanayi sitesi bulunduğunu ifade eden Abdülkadir Kaplan, Murat Başlak Erdoğan Akçınar ve Hüseyin Sağır, bu sorun çözümlenmediği sürece Adana'nın gerekli atılımı gerçekleştiremeyeceğini belirtiler.
Site sorunun çözümü için başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzere bir çok kuruma başvuruda bulunduklarını anlatan Komite üyelerimiz, "Sektörümüzde faaliyet gösteren firmalarımız, genelde Büyüksaat civarı ve Sarıyakup mahallesinde bulunuyor. Site kurulması konusundaki isteğimizi aktarmak üzere Büyükşehir Belediyesi ile birkaç kez görüşme talebinde bulunduk. Ancak randevu verilmesine karşın bu görüşme gerçekleşmedi. Bu durum, sektörde faaliyet gösteren bizleri çok üzdü. Oysa olması gereken, belediyelerin imar planlarında tüm sektörlere yönelik olarak mutlaka site yeri ayrılmasıdır? dediler. Sitede faaliyet göstermenin bir çok avantajı da beraberinde getirdiğini belirten Abdülkadir Kaplan, Murat Başlak Erdoğan Akçınar ve Hüseyin Sağır, "Neden Site" sorusunu şöyle yanıtladılar:
"Sitede faaliyet göstermek, öncelikle modern ve çağdaş kent olmanın gereklerinden biridir. Ayrıca, sektördeki birlikteliği ve olumlu etkileşimi en üst seviyeye çıkarır. Ayakkabı üretiminde ön plana çıkan illerdeki firmalar ortak hareket edebiliyor. Örneğin, yurtdışındaki herhangi bir fuara katılım gündeme geldiğinde daha kolay organize olunabiliyor. Bunun yanı sıra, yurtdışından kentimize gelen sektör temsilcilerini değişik mahallelere dağılmış durumdaki üreticimizle bir araya getirmek mümkün olmuyor. Sektörümüzün gerek Türkiye, gerekse dünya pazarlarında yeterli derecede söz sahibi olamamasının en önemli etkeni site sorunudur ve bu konuda yerel yönetimlerin bizlere kısa sürede yer göstermesi ve çalışmalara başlanması gerekmektedir."
Sektördeki en önemli sorunlardan birinin de, üreticiler üzerindeki SSK ve vergi yükü olduğuna da dikkat çeken Meslek Komitesi üyelerimiz, ?İstihdam üzerindeki yükün fazla olması, doğal olarak firmaları kayıtdışı işçi çalıştırmaya ya da kendi olanaklarıyla çözüm bulma yoluna gidiyor. Bu sorun, firmalarımızın haksız rekabetle karşı karşıya kalmasını sağlıyor. Sonuç olarak da, üretmek yerine ithalat yoluna gidiliyor. Oysa bu alanda yapılacak indirimler, hem istihdam yaratacak hem de sektördeki firmaların daha fazla üretimle büyüme yoluna gitmesini sağlayacaktır? dediler.
Ortadoğu pazarı mutlaka değerlendirilmeli
Kentteki ayakkabıcılık üretiminin bir an önce ihracata yönelmesi gerektiğine işaret Meslek Komitesi üyelerimiz, Ortadoğu'nun bu anlamda en önemli pazar olduğu görüşünde birleşerek, "Başta Irak olmak üzere tüm Ortadoğu ülkelerinin ayakkabı gereksinimini karşılayacak potansiyelimiz var. Ancak bu potansiyelin çok iyi değerlendirildiğini söyleyemeyiz. Bu ülkelerle olan bağlarımızı, başta fuar olmak üzere çeşitli iş heyeti organizasyonlarıyla en üst seviyeye taşımalıyız. Çünkü sadece iç pazara yönelik üretim yapmak, bir süre sonra sektörde tıkanmaya yol açar" diye konuştular.
Sektörde yaşanan sorunlar?
? Ayakkabıcılık sektöründe fiyat, kalite, üretim açısından bir çok avantaja sahip olmamıza rağmen firmalarımızın kendi özgün markalarını yaratamamaları fason üretici konumunda kalmalarına neden olmaktadır. Sektör açısından handikap yaratan bir başka etken ise kurumsallaşmada yaşanan eksikliklerdir.
" Kurumsal yapının kazanılamamasındaki en önemli etken ise ayakkabıcılık mesleğinin ?Babadan oğula geçen zanaat? kimliğinden sıyrılamamasıdır.
Çoğunlukla işgücüne dayalı küçük işletmelerin faaliyet gösterdiği sektörde, makine, ekipman ve techizat eksikliği yaşanmaktadır.
"Tasarım ve moda unsurlarının çok önemli olduğu sektörde, ayakkabıcılık eğitimi veren meslek okulu, yüksekokul v.b. eğitim kurumları çok sınırlı kalmaktadır.
Sorunların aşılması için neler yapılmalı ?
Sektörde gerek üretim teknikleri, gerekse moda tasarım alanında eğitim veren orta, lise ve üniversite seviyesinde okullar açılmalı, Yabancı yatırımın sektöre çekilmesi açısından özel yatırım teşvikleri çıkarılmalı, Devletin sektörde AR-GE faaliyetlerini desteklemeli, KOBİ kredilerini faiz ve vade açısından kolay kullanılabilir hale getirilmeli, Eximbank kaynaklarından sektöre yeterli kredi aktarılmalı, Moda ve markalaşma alanına gereken önem verilmeli, Sektörde eğitimli işgücü istihdamı sağlanmalı, mesleki eğitime ağırlık verilmeli, Maliyet açısından son derece ucuz Uzakdoğu kökenli ayakkabılar ile baş edebilmek için kaliteli ve markalı üretim esas alınmalı, Pazarlama ve finansman faaliyetlerine daha fazla önem verilmeli. |