ATO Gazetesi
Gazete
Gazete Tarihi : 12 Nisan 2010 Pazartesi Sayı : 2257 Haber Sayısı : 10
Bankalardaki likidite büyümenin motoru olabilir (1)

TOBB ile Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) tarafından Kartepe'de düzenlenen Ekonomi Zirvesi'nde konuşan TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin en öncelikli meselesinin 'işsizlik' olduğuna işaret ederken, bankaların elindeki krediye dönmeye hazır 51 milyar TL'lik likiditenin, büyümenin motoru olabileceğini anlattı. Hisarcıklıoğlu; yeni bir Anayasa, Siyasi Partiler ve Seçim Yasası ile yargı reformunun hızlı bir şekilde yapılması gerektiğini de vurguladı.

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürümüz Mehmet Aka ile Gazetemiz Haber Müdürü Yusuf Toprak'ın da katıldıkları Kartepe Ekonomi Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, bir krizden geçildiğini, 1994, 2001 krizlerinden farklı olan bu krizde büyüme ve ihracatın aşağı indiğini, işsizliğin yukarı çıktığını dile getirdi.

2006-2007 devresinde Türkiye'nin hızla büyüyeceği bir anda, büyüme grafiğinin yatay şekle geçtiğini belirten Hisarcıklıoğlu, ''Bizim alarm verdiğimiz nokta 2007 başı itibariyle başladı. Niye dersek; rehavete kapıldık. Kendi içimizde birbirimizle kavga etmeye başladık. Dünyada kriz yokken Cumhurbaşkanlığı seçim süreciyle beraber kendi içimizdeki kavgalar, bizim işin bereketini kaçırdı. Huzur olmadan ticaret olmaz, ticaret olmadan zenginlik olmaz.

Bizim ticaretin de, ekonominin de baş ihtiyacı huzur. Kültürümüzde çok güzel bir söz, 'birlikte rahmet ve bereket, ayrılıkta azap vardır', biz maalesef ayrılık tarafına gittik ve hep beraber de işin bereketini kaçırdık'' diye konuştu.

Dış ticarette yapısal sorunlar

2009 yılını değerlendiren Hisarcıklıoğlu; son çeyrekte özel tüketimde yüzde 3,3'lük artış olduğunu, kamu tüketiminin büyümeye yüzde 2,3'lük katkı sağladığını, yatırımlarda yüzde 1,1'lik azalmanın olduğunu bildirdi. Dış ticarette yapısal sorunun devam ettiğini söyleyen Hisarcıklıoğlu, bu nedenle ihracat rakamları yukarı gitse de ithalatın daha hızlı artmasının büyümeye yüzde eksi 1'lik bir puan yansıttığını ve toplamda da son çeyrek itibariyle yüzde 6'lık bir büyüme yaşandığını ifade etti. Türkiye'nin önündeki dönemde kamunun büyümeye katkı sağlamaya devam etmesinin zor olduğunu, özel tüketim ve stoklardaki artışla beraber büyümenin bu iki ana arterden olacağını düşündüklerini anlatan Hisarcıklıoğlu, yatırımların çok artacağını düşünmediklerini söyledi.

"Canlanan iç tüketim büyümeyi artırır"

Hisarcıklıoğlu 2010'a ilişkin ise canlanan iç tüketimin bu dönemde büyümeyi artıracağını, azalmış stokların yenilenmesinin de büyümeye pozitif etki edeceğini belirtti.

Rifat Hisarcıklıoğlu, bankaların elindeki likidite fazlalığına işaret ederek, ''Bankaların elinde krediye dönmeye hazır tam 51 milyar TL likidite var. Önümüzdeki dönemde bankaların elindeki bu 51 milyar TL'lik likidite bizim için 'inşallah büyümemizin motoru olur' diye düşünüyoruz, inşallah öyle davranırlarsa?'' dedi.

Olumsuz noktalardan birinin de ihracat performansının ithalat performansına yetişememesi olduğuna dikkati çeken TOBB Başkanı, kapasite kullanım düşüklüğü nedeniyle yatırımların artırılamamasının da Türkiye'nin geleceği için bir soru işareti olduğunu söyledi.

?İşsizlik Türkiye'nin ana meselesi?

Türkiye'nin ana meselesinin işsizlik olduğunu, ancak bunun çok fazla konuşulmadığını belirten Hisarcıklıoğlu, şunları ifade etti:

''İşsizliğin yukarı doğru çıktığını ve yapısal bir sorun haline dönüştüğünü görüyoruz. Bu geleceğimiz açısından çok önemli. Çünkü Türkiye'de bugün 5,6 milyon kişi işsiz, neredeyse her hanede bir işsiz var. Türkiye'nin en öncelikli birinci meselesi, odaklanması gereken iş bu 5,6 milyon artı 700 bin kişi istihdama giren insanlara nasıl iş bulacağı. Beni en çok kahreden, bir iş adamının bana çocuğu için iş talebinde bulunmasıdır. Bir iş adamı çocuğuna iş istemez. Herkes, çocuğunun kendi işini devam ettirmesini ister. Eğer çocuğu için iş istiyorsa orada bir güven sorunu var demektir. İşte bizim hep beraber muhakkak bu tabloya eğiliyor olmamız lazım.''

Eğitim durumuna göre işsizlikte, lise ve meslek lisesi mezunlarının yüzde 16,9'unun, yüksek öğretim mezunlarının ise yüzde 12,1'inin işsiz olduğunu anlatan Hisarcıklıoğlu ''Eğitim sistemimizde bir problemin var olduğunun en somut göstergesi bu. Bunu tartışmaya açtığınız zaman 'A tarafı mısın B tarafı mısın?'... Bütün dünyada meslek lisesinde okuyan yüzde 65, bizde 35. Her taraf mesleksiz işsizlerle dolu. Günümün yarısı bununla geçiyor. Bakanlar, milletvekilleri dahil olmak üzere birilerine iş arıyorlar'' şeklinde konuştu.

"Yapısal düzenlemelere ihtiyaç var"

Rifat Hisarcıklıoğlu, kısa vadede yapılması gerekenlere ilişkin, Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu ve Perakende sektörü Kanunu'nda yapısal bazı düzenlemelere ihtiyaç olduğunu bildirdi.

Ticaret Kanununun 25'lik paketler halinde iki parçasının iktidar ve muhalefet tarafından beraberce Meclis'ten geçirildiğini hatırlatan Hisarcıklıoğlu, ancak sonra gündemin değiştiğini ve yasanın devreden çıktığını anlattı.

Hisarcıklıoğlu, yaklaşık 90 milyar lira olan vergi ve prim alacaklarının yeniden yapılandırılmasının gerektiğini anlattı. M. Rifat Hisarcıklıoğlu; enflasyon ve hazine faizinin çok üzerindeki kamuda gecikme faizi oranlarının düşürülmesi, kamu alımlarında yerli üretimin tercih edilmesi, ihracat yapan TIR'lara ÖTV'siz akaryakıt verilmesi, enerji üzerindeki ilinti yüklerin kaldırılması, Eximbank'ın yeni pazarlara yönelik olarak sigorta sisteminin genişletilmesi ve KOBİ'lere kredi kullanımının artırılmasına ihtiyaç olduğunu bildirdi.

Bankacılık sektörünün daralttığı yerin KOBİ kredileri olduğuna işaret eden Hisarcıklıoğlu, özel bankaların, havaların iyi gittiği günlerde verdikleri kredilerde iş kötüye gittiğinde yüzde 10,2 azalma olduğunu anlattı.

Hisarcıklıoğlu, KOBİ kredilerinde yüzde 5 azalma yaşandığını, küçük KOBİ'lerde yüzde 1, mikro KOBİ'lerde yüzde 16'lık azalma olduğunu, en büyük fırtınanın en çok desteklenecek yerde estirildiğini ifade etti.

Hisarcıklıoğlu, kamu bankalarının kredilere devam ettiğini, aktif karlılıklarının da özel bankalardan daha fazla olduğuna işaret ederek, ''Özel bankalara burada çağrıda bulunuyorum. Ellerinde para da var. Eğer kredi verirlerse aktif karlılıkları da artar'' dedi.

Bankalardaki likidite büyümenin motoru olabilir (2)

"Türk özel sektörü ne yapabileceğini gösterdi" Milletlerin yarış içinde olduğunu, kimsenin yerinde saymadığını belirten Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti:

''Türk özel sektörü ne yapabileceğini şu 30 yılda bize gösterdi. 30 yıl önce Suudi Arabistan bizden zengindi, Yunanistan'la eşittik. Şimdi Suudi Arabistan'dan da Yunanistan'dan da zenginiz. Fırsat verildi bu ortaya çıktı. Artık koşmak için, uzun vadeyi yakalamak için şu yapısal reformları yapmamız lazım. Eğer bunlara odaklanabilirsek inşallah Türkiye'nin geleceği bugünküne göre daha iyi olacak.''

Hisarcıklıoğlu, TOBB ile Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) tarafından Kocaeli Kartepe'de düzenlenen Kartepe Ekonomi Zirvesi'nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, ''Gömleğiniz toz pembe bir renk taşıyor ama konuşmalarınız pek öyle değil. 2010'a nasıl bakıyorsunuz?'' sorusuna Hisarcıklıoğlu, şu karşılığı verdi:

''Konuşmam da pembe, 'ben gelecekten umutluyum' diyorum. 2010'a umutlu bakıyorum. Kesinlikle hiçbir zaman hayatımın hiçbir devresinde umutsuz olmadım. 2010'un başlangıcındaki verilere baktığınız zaman müthiş umut verici rakamlar var. Bunun desteklenmesine ihtiyaç var diye öyle söyledim, sakın umutsuzluk falan çıkmasın. 2010'a ilişkin verdiğimiz rakamlara göre önümüz açılıyor ama yapılması gerekenler var, onu söylüyorum. Yani iyi olacak, iyi olacak ama yapılması gerekenler yapılırsa çok daha iyi olacak. Hiç negatif olmadım, hep umutluyum ben. Nelere dikkat edilmesi gerektiğini koydum ortaya, bunları siyasi mülahazayla yapmadım'' diye konuştu.

Yeniden yapılandırmaya ihtiyaç var

Hisarcıklıoğlu, vergi ve prim borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin, devletin istihdam artırıcı destekler verdiğini, ancak devlete borcun olmaması şartını aradığını hatırlatarak, ''Şimdi bunların devlete borcu var öbür taraftan da özellikle istihdam üzerindeki yükler açısından devlete çok önemli katkıları var. Özellikle bu devrede defosuz hale getirmek lazım ki onlara katkı sağlamaya ve finans noktasında destek olmaya devam edilsin. İşin özü bu. Bu prim yeniden yapılandırılması bir ihtiyaç. 'Bu iş adamları af ister maf ister' demeyin'' şeklinde konuştu.

"Türkiye lojistik ana arteri olacak"

Hisarcıklıoğlu bir soru üzerine, Fransız Ekonomi Bakanının, bir Japon iş adamına ''1 milyar doların olsa hangi ülkelere yatırım yaparsın'' diye sorduğunu, onun da ''500 milyon dolarıyla Brezilya'ya enerji üzerine, 500 milyon dolarıyla da Türkiye'ye lojistik üzerine yatırım yaparım'' dediğini anlattığını aktardı. Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti:

''Türkiye'nin geleceğinin hangi noktada olduğunu düşünün diye söylüyorum. Türkiye önümüzdeki dönemde bir lojistik ana arteri olacak. Çünkü dünyanın üretimi tekrar Türkiye'nin doğusunda olmaya başladı. Yüzde 51'i Türkiye'nin doğusunda. Tüketim de Türkiye'nin batısında. Türkiye eğer rolünü iyi oynarsa tarihi İpek Yolu'nun canlandırılması dahil olmak üzere eğer bunları oynayabilirse önümüzdeki dönemde tekrar ticaret yollarının üzerinde olan ve dünyanın lojistik ana merkezlerinin ticaretinin ana toplar ve atardamarının olduğu yer Türkiye olacak. Ama rolümüzü iyi oynamamız lazım.''

Bunun bir strateji ve hedef işi olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, gümrük kapılarını modernleştirme çabalarının da altında bunun yattığını anlattı. Bu konuda Suriye ve Gürcistan'la görüşmelerinin devam ettiğini dile getiren Hisarcıklıoğlu, ''Ticaret yollarının üzerinde oturursanız huzur içinde yaşarsınız. Dünyadaki hiçbir ülke buradaki huzuru bozmak istemez, mal akışında aksaklıklar olur diye. Ticaret yollarının üzerinde oturursanız zenginlik bulaşır'' diye konuştu.

Karşılıksız çeklerdeki hapis cezasının kaldırılması konusunda bir çalışma bulunduğunu anımsatan Hisarcıklıoğlu, ''Hapis cezası kaldırıldığı zaman bir şeyi yapıyor olmamız lazım. Bankalar kredi verecekleri zaman protesto olan senedini görüyorlar karşılıksız çek, senet verenleri görebiliyor, biz göremiyoruz. Ticarette ben de bunları bilmeliyim. Eğer şeffaflık esassa, nasıl bankalara açıyorsa bir şirket hakkındaki bilgileri bütün herkese açman lazım. Ben bilmeliyim, karşılıksız çeki ne kadar, senedi ne kadar. Riski alıyorsam ben bileyim, öbür taraftan da hapis cezasının kalkması lazım. Ama ikisinin at başı olması lazım.'' diye konuştu.

Meslek liseleri

Meslek liselerine ilişkin bir soru üzerine de Hisarcıklıoğlu, ''Meslek liseleri içeriği aynı kaldıktan sonra sayısı artsa ne olur" Adamın önünü kapatmışsın. 'Sen meslek lisesine gidersen en üst tepeye çıkabilirsin' diye önünü açmak lazım. Mevcut müfredatta bakın dünyada bilgisayar var. Neye ihtiyacı var? Bilgisayar kullanmaya, İngilizceye ihtiyacı var.. Peki biz bunu veriyor muyuz? Vermiyoruz. İstediğin kadar meslek lisesi aç, neye yetecek? Tablo onu gösteriyor. İki şey çok önemli, meslek lisesinde okuyan çocukların geleceğinin önünü açmak lazım, müfredatını da günün şartlarına göre yeniden yapılandırıyor olmamız lazım'' dedi.

Orta yaştaki işsizlikle ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile çalıştıklarını anlatan Hisarcıklıoğlu, ''Meslek edindirme noktasında ortak bir çalışmamız bitmek üzere. Bittiği zaman sizlerle paylaşacağız. Çok yakın zamanda belki istihdam çalıştayına da kalmadan bunun açıklamasını yapacağız'' dedi.

Perakende sektöründe şu anda hiçbir kural bulunmadığını belirten Hisarcıklıoğlu, ''İki alışveriş merkezi olan birisi olarak söylüyorum, müthiş bir kuralsızlık var. Kuralsızlığın olduğu yerde vahşi kapitalizm devreye girer'' diye konuştu.

Bu konudaki taslak üzerinde 2004'ten bu yana ortak olarak çalıştıklarını anlatan Hisarcıklıoğlu, ''Bu yasama döneminde çıkar mı kanun?'' sorusuna, ''Çıksın istiyorum ben, bir an önce çıkmasını istiyoruz'' yanıtını verdi.

Anayasa değişimine ilişkin de Hisarcıklıoğlu, ''Keşke uzlaşılsa da? yeni bir Anayasa'ya ihtiyaç var, tamamının yeniden değişmesine ihtiyaç var'' dedi.

Gücümüzün farkında olmalıyız

Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş, Adana Sanayi Odası Başkanı Ümit Özgümüş ve Adana Ticaret Borsası Başkanı Muammer Çalışkan, ?Öldük-bittik? söylemlerinin bir kenara bırakılarak kentin ekonomik potansiyelinin en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiği görüşünde birleştiler.

Yılda üç kez toplanan Odalar Ortak Toplantısı'nın 2010 yılındaki ilk organizasyonu Adana Sanayi Odası'nda gerçekleşti.

Sanayi Odası Meclis Başkan Yardımcısı Ahmet Kardeşler'in Başkanlık ettiği toplantıya, Meclis Başkanımız Behiç Pakyürek, Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş, Başkan Yardımcımız Atila Menevşe, Genel Sekreterimiz Ahmet Nevruz, Sanayi Odası Başkanı Ümit Özgümüş, Ticaret Borsası Başkanı Muammer Çalışkan, Tarsus Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Karagöz, Ceyhan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ali Duru, Kozan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yaşar Çelen ile Odaların Yönetim Kurulu üyeleri katıldılar.

Toplantıda konuşan ASO Başkanı Özgümüş, Adana'nın yaklaşık 20 milyar dolarlık katma değer yaratacak potansiyele sahip olduğunu belirterek, ?Bizlerin yapması gereken, bu potansiyeli hayata geçirmektir. Yaşanan olumsuzlukların abartılarak gündem yaratılması, Adana'ya yarar değil, zarar getirir? diye konuştu.

Adana Ticaret Borsası Başkanı Muammer Çalışkan da, Türkiye'nin mısır ihtiyacının yüzde 45'inin Çukurova'da üretildiğini ifade ettiği konuşmasında, "Çukurova'nın, acilen katma değeri yüksek ürünlere yönelmesi gerekiyor. Bunun için şu aşamada en uygun ürün pamuktur? görüşlerini dile getirdi.

Yönetim Kurulu Başkan Yardımcımız Atilla Menevşe ise konuşmasında, Adana'da yakın zamanda güzel şeyler yaşanmaya başladığını ifade ederek, "Suriye ile başta sağlık turizmi olmak üzere bir çok alanda işbirliği yapma konusunda girişimlere başladık. Bu girişimleri somutlaştırmak için mayıs ayının ilk haftasında Suriye'ye geniş katılımlı bir Ticaret Heyeti düzenleyeceğiz. Bunun yanı sıra, bölgemizde özellikle madencilik alanında ciddi atılımlar var. Suriye'nin gerek sağlık, gerekse dağ-deniz turizmine yönelik tüm gereksinimlerini karşılayacak potansiyelimiz bulunuyor. Mayıs ayında gerçekleşecek Ticaret Heyeti'nin kent ekonomimize büyük katkılar sağlayacağına inanıyorum" diye konuştu.

Toplantıda söz alan Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş da, Adana'nın mevcut potansiyelinin kullanılması için öncelikle kent dinamiklerinin ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi.

2010 yılının ikinci ortak toplantısına tüm Adana Milletvekillerinin katılımının sağlanması gerektiğini ifade eden Başkanımız Şaban Baş sözlerini şöyle sürdürdü:

Kentimizle ilgili bir çok gelişme var. Ancak bu gelişmelerle ilgili bire bir bilgi sahibi değiliz. Bir yandan Mersin'e bölgesel Havaalanı yapılması yönünde bilgiler gelirken, diğer yandan Adana Havaalanı'nın genişletileceği açıklamaları yapılıyor. Bilgi kirliliğinin bir an önce sonlanması gerekiyor. Bunun da en somut yolu, önümüzdeki dönemde yapacağımız Odalar Ortak Toplantısı'na 14 Adana milletvekilinin katılımını sağlamaktır. Sorunlarımızı ve somut çözüm yollarını ancak bu şekilde elde edebiliriz" dedi.

Sakıp Sabancı'yı özlemle anıyoruz

Yönetim Kurulumuz, ülkemiz ekonomisinin öncüleri arasında yer alan ve Odamızın da 1963-1966 yılları arasında Yönetim Kurulu Başkanlığını yapan Sakıp Sabancı'nın hiçbir zaman unutulmayacağını bildirdi. Odamız Yönetim Kurulu, Adana'nın sanayi kenti kimliğine bürünmesine büyük katkı sağlayan Sakıp Sabancı'nın, ölümünün 6. yıldönümünde sevgi, saygı, rahmet ve özlemle anıldığını bildiren yazılı bir açıklama yaptı. 10 Nisan 2004 tarihinde hayatını kaybeden Sakıp Sabancı'nın, hayatı boyunca ülkesi için çalışan ve ülkesinin içerisinde bulunduğu konu ve sorunlarda aktif rol alarak, üzerine düşen sorumlulukları fazlası ile yerine getirme başarısı gösteren bir kişi olduğuna dikkat çekilen açıklamada daha sonra şu görüşlere yer verildi:

"Sakıp Sabancı 71 yıllık hayatının her boyutunda, sevecenliği, yardımseverliği ve işadamlığıyla örnek bir kişilik sergilemiş, sıradışı kişiliğini yaşamının her alanına yansıtarak, kazandıklarını toplumla paylaşma konusunda örnek bir tutum sergilemiştir. Kendisi Türk sanayisine yaptığı değerli katkıların ve üniversite kurma dahil, Türkiye genelinde 52 yerde 111 kalıcı eser yaptırarak sosyal hizmete verdiği önemin yanı sıra; kültüre, sanata, eğitime ve geleneksel değerlere sahip çıkma konusunda da lider olmuştur. Adana da bu hizmetlerden pay alma bakımından Türkiye'nin en şanslı kentleri arasnda yer almıştır. Sayın Sabancı, vatandaşın evine götüreceği aştan, ibadet edeceği camiye, kültürel aktiviteleri izleyeceği mekandan, üniversite öğrencisinin kalacağı yurda, çocuklarımızın eğitim göreceği ilköğretimden, ödev hazırlamak için araştırma yapacağı kültür sitesine değin uzayıp giden, ama toplumun her kesimini kucaklayan bir ağ ördü. Beş yıl önce bugün; dünya saygın bir işadamını, Türkiye saygın ve beyefendi bir sanayicisini; Adana ise öz evladını yitirmiş olmanın hüznünün yanı sıra, Ağa'sını kaybetmiş olmanın şokunu yaşadı. Çünkü Adana, Sakıp Ağa için yatırımından, hizmetlerine kadar uzanan zincirlerin hep ilk halkası olmuştu...?

Açıklamanın son bölümünde Sakıp Sabancı'nın hayatı boyunca ülkesi için çalışan, ülkesinin içerisinde bulunduğu sorunlarda aktif rol oynayarak üzerine düşen yükümlülükleri fazlasıyla yerine getiren bir kişiliğe sahip olduğunun altı çizilirken, "Sakıp Sabancı, hayatı boyunca sadece bir sanayici, bir zengin işadamı olarak kalmamış, halkla bütünleşmiş bir isim olabilme başarısını göstermiştir. Anadolu insanı olarak, halkın dilini kullanması, mesajlarını halkın anlayacağı biçimde ortaya koyması, kavgacı değil barışçı bir görünüm sergilemesi ona gösterilen sempatiyi, sevgiyi, saygıyı kat kat artırmıştır. Adana sevdalısı Sakıp Sabancı hemşehrileri tarafından hiçbir zaman unutulmayacak, ülke sathına yayılan hizmetleriyle sonsuza kadar yaşayacaktır. Merhum Sabancı'yı rahmetle anıyor, mekanının cennet olmasını diliyoruz" denildi.

Akaryakıt bayileri Odamız'da buluştu

Türkiye Akaryakıt Bayileri Petrol ve Gaz Şirketleri İşveren Sendikası (TABGİS) Genel Başkanı Atıf Ketenci, ana dağıtım şirketleriyle bir sürtüşmeye ve kavgaya girmek istemediklerini belirterek, ''Pek çok konuda pek çok platformda birlikte hareket ediyoruz. Ama bayilik hakkını da hiç kimseye kaptırmaya niyetimiz yok'' dedi.

Ketenci, Odamız?da düzenlenen ''Akaryakıt Sektöründe Yeni Dönemde İntifa Sözleşmeleri' konulu toplantıda, TABGİS olarak petrol sektörünün ve akaryakıt bayilerinin sorunlarını çözmede yetkili kurum olarak 47 yıldır çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini söyledi.

İnce ve uzun bir yolda olduklarını belirten Ketenci, ''Bu yolun dışında kalıp yol haritamızı bilmeyenlerle sektörel sorunlarının çözümü için kendilerine bir şemsiye bulamayanların kimseden şikayet etmeye hakları yoktur'' diye konuştu.

Ketenci, geçmiş yıllarda kredi kartı takas komisyonunu yüzde 7'lere çıkaran bankalara karşı büyük bir mücadele verdiklerini ve TABGİS olarak 13 bankanın kuruluşu olan Bankalararası Kart Merkezi'ni (BKM) teşebbüs birliği oluşturarak, ''4054 sayılı Yasayı İhlal Ettikleri'' için Rekabet Kurumu'na şikayet ettiklerini anımsattı.

Hukuki mücadele sonunda BKM'yi Rekabet Kurumu nezdinde cezaya çarptırdıklarını ifade eden Ketenci, şunları kaydetti:

''Komisyonlarımıza fazladan ilave ettikleri risk paylarını kaldırttık. Bugün kredi kartı takas faizleri yüzde 0,90'e kadar düşmüşse bunun en büyük sebebi düşen faizlerin yanı sıra BKM'ye açıp kazandığımız davadır. Hepinize hayırlı ve helal olmasını diliyorum.''

Rekabet Kurumu nezdinde bir başka önemli konunun da intifa anlaşmalarına ilişkin alınan karar olduğunu belirten Ketenci, bunu da üyeleri adına uzun yıllardır yakından takip ettiklerini ifade etti.

Ketenci, bu konuda Rekabet Kurumu'nun ''Hukuki alt yapısı yoktur' gerekçesiyle karar veremediğini belirterek, şöyle konuştu:

''Ancak, ana dağıtım şirketleriyle bayiler arasında çıkan sürtüşmelerden dolayı bu konuda Danıştay'ın aldığı bir kaç kararın bu işe hukuki zemin oluşturduğuna kanaat getiren Rekabet Kurumu dikey anlaşmalarla ilgili bu önemli kararı da vermiş oldu.

Kararı ana dağıtım şirketlerimiz dava ederek yürütmeyi durdurma talebinde bulundular. Bu talepleri reddedildikten sonra verdikleri itiraz dilekçeleri de idari davalar kurulunca yine reddedildi. Şimdi dava esastan görüşülmektedir. Ancak, pek çok ana dağıtım şirketimiz bu kararı kabul ederek yeni dönem çalışmalarını başlatmışlardır.

Biz ana dağıtım şirketleriyle bu manada bir sürtüşmeye, bir kavgaya girmek istemiyoruz. Pek çok konuda pek çok platformda sektörel sorunların çözümlenmesinde müdafaasında birlikte hareket ediyoruz. Ama bayilik hakkını da hiç kimseye kaptırmaya niyetimiz yok.

Bu konuda sizlere tavsiyem şu olacaktır. Üzerinizde yapılmış yatırım hakları varsa elbette bu haklara hep beraber saygı göstereceğiz. Basiretli bir tüccar olmanın gereğiyle de devlete vergisini ödeyen insanlar olarak da sonuçlarına katlanacağız. Ama üzerinizde hiçbir yatırım hakkı olmayan, 20-30 sene sizi bağlayan ana dağıtım şirketleriyle ilişkiniz varsa onlara da fedakarlık göstermek durumunda değilsiniz.''

Toplantıda konuşan Başkanımız Şaban Baş da, Türkiye genelindeki 15 bin akaryakıt bayisinin mesleklerini zor şartlar altında sürdürdüklerini ifade etti.

Toplantıya, Adana, Kahramanmaraş, Mersin, Gaziantep, Niğde, Hatay, Osmaniye ve Kayseri'den çok sayıda akaryakıt bayisi katıldı.

SGK Adana Teftiş Grup Başkanlığı kapanıyor

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesindeki Adana Rehberlik ve Teftiş Grup Başkanlığı, Ankara Rehberlik ve Teftiş Grup Başkanlığı bünyesine alındı.

Odamız'da düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuşan SGK Adana İl Müdürü Muhammed Gerçek ve Adana Rehberlik ve Teftiş Grup Başkanı Tamer Tipi, SGK Yönetim Kurulu'nun 29 Ocak 2010 tarihinden itibaren hayata geçirilen kapatma kararı uyarınca; kurum tarafından verilen hizmetlerin 30 Haziran'a kadar süreceğini, konunun gerek işverenler, gerekse sigortalılar yönünden mağduriyete neden olmaması bakamından gerekli önlemlerin alındığını söylediler.

Kapatma kararının sadece Adana'yı kapsamadığını, Trabzon ve Bursa Rehberlik ve Teftiş Grup Başkanlıklarının da aynı uygulama içerisinde olduğunu bildiren SGK Adana İl Müdürü Muhammed Gerçek, "Bu kararın iyi veya kötü olduğu tartışılabilir. Benim kanaatime göre aslında iyi sonuçlar ortaya çıkacaktır. Böylelikle işlemlerin önemli bölümünü Rehberlik ve Teftiş Grup Başkanlıklarına gitmeden kendimiz çözmeye çalışacağız. Ancak bizi aşan, içerisinden çıkamayacağımız çok özel konuları içeren dosyaları Ankara'ya göndereceğiz. Asıl hedefimiz sorunun Adana'da çözümü konusuna odaklanacaktır. Böylelikle yaşanacak sıkıntılara pratik çözümler üretebilmemiz de mümkün olabilecektir. Bu konuda sizlerden de katkı bekliyoruz. Sonuçta -iyi ki böyle olmuş- dedirtebilmek için elimizden gelen çabayı göstereceğimizden hiçbir kuşkunuz olmasın" dedi.

Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş'ın da katıldığı toplantıda söz alan firma temsilcileri ise; kapatma kararının şimdiye kadar Adana Rehberlik ve Teftiş Grup Başkanlığı tarafından yürütülen işlemlerde gecikmeler yaşanabileceğine yönelik görüşlerini dile getirdiler.

Toplantıya katılan üyelerimiz de, "Kapatma kararı sonrasında gerek ihale konusu işlerde müteahhitlerin teminatlarını çözdürebilmeleri, gerekse özel bina-bina inşaatı işlerinde inşaat sahiplerinin SGK'dan ilişiksizlik belgesi alması ve iş kazaları soruşturmalarında, vatandaş açısından ise sigortalı ve hak sahiplerine gelir bağlanabilmesi aşamasında mevcut SGK uygulamalarında müfettiş tarafından inceleme ve soruşturma yapılması gerekiyordu. Kurumun bu işlemleri yapabilmesi müfettiş raporuna bağlı olduğundan, SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı'nın kapatılarak Ankara'ya bağlanması, vatandaşın kamu hizmetlerine hızlı ve kolay ulaşılabilmesini hedefleyen yaklaşıma ters düşmektedir ve işlemlerin sonuçlanmasında gecikmelere yol açabilecek olması bakımından kaygılıyız" diye konuştular.

Şaban Baş, Çukurova Fuarcılık A.Ş. Başkanı oldu

Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş, Çukurova Fuarcılık A.Ş.'nin (ÇUFAŞ) Genel Kurulu'nda Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçildi.
Büyükşehir Belediyesi'nde gerçekleşen Genel Kurul'da, ÇUFAŞ Başkan Vekilliği görevine Hasan Gülşen ve Mehmet Ataç, Muhasip Üyeliği görevine ise Ahmet Coşar getirildi. Genel Kurulun ardından açıklama yapan ÇUFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Baş, fuarcılık olgusunun Adana'da geç başlamasına karşın hızlı gelişme gösterdiğini ifade ederek şunları söyledi:

"2003 yılında Adana Ticaret Odası'nın önderliğinde, Adana Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle 79 yıl aradan sonra başlanan fuar hareketi, Çukurova Fuarcılık A.Ş.'nin hayata geçmesiyle birlikte profesyonel bir kimliğe dönüşmüştür. 2003'de, yılda bir kez gerçekleşen fuar günümüzde; yılda yaklaşık 10 değişik sektörü bir arada toplamayı başaran kimliğe bürünmüştür. Adana, üretilen ürünlerinin dış dünyaya açılması ve pazarlanmasını sağlayan uluslararası standartlarda bir fuar alanına kavuşturulmuştur. Önümüzdeki dönemde artan talebe paralel olarak ihtiyaç duyulması halinde fuar alanındaki ikinci holün yapımı için de çalışmalara başlayabiliriz."

Yöresel Ürünler Fuarı Adana'da tanıtıldı

Antalya Ticaret Borsası tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen ve geleneksel hale dönüştürülmesi planlanan ''1. Yöresel Ürünler Fuarı''nda, Türkiye'de, yörelerinin adıyla ün kazanmış ürünlerin tanıtılıp pazarlanacağı ve aynı zamanda olmayanlara da coğrafi işaret alınmasının yolunun açılacağı bildirildi.

Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır; Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş, Adana Ticaret Borsası Başkanı Muammer Çalışkan, Kebapçılar ve Lokantacılar Odası Başkanı Şefik Aslan ve Adana Kebabı Denetleme Komisyonu Başkanımız Vedat Bayraktar?ın da katılımıyla Adana?da düzenlediği basın toplantısında, ''Sizin Oraların Nesi Meşhur?'' sloganıyla başlattıkları çalışmada umutlu gelişmeler olduğunu söyledi.

Fuarın 28 Nisan- 1 Mayıs tarihlerinde Antalya Expo Center'de gerçekleşeceğini bildiren Çandır, bulunduğu yörenin adıyla ün kazanmış, üretildiği veya yetiştirildiği bölgenin bir takım özellikleri sayesinde ticari değer bulan tarım, gıda, el sanatları ve sanayi ürünlerinin ilk kez aynı anda bir arada yer alacağını ifade etti.

Çandır, yöresel ürünlerin, bir bölgenin iklim, coğrafya ve genel olarak doğa koşulları altında özel nitelik kazanan ürünlere ya da belli bir bölgede yüzlerce yıl boyunca geliştirilmiş teknik ve yöntemlerle üretilen ürünler olduğunu belirterek, ''Bu özellikleriyle de yöresel ürünler hem ticari hem de kültürel değerlerimizdir. Ancak, ticari bir değer de kendisine pazar bulabildiği ölçüde varlık gösterebilir'' dedi.

Fuarın, bu konuda bir açılım sağlamak, kamuoyu bilincini konu üzerine yoğunlaştırmak ve yöresel ürünlere yeni pazar olanakları sağlamak amacıyla düzenlendiğini anlatan Çandır, şöyle konuştu:

''Ayrıca bu fuara katılacak olan Türk Patent Enstitüsü yetkilileri de, coğrafi işaret olmayan ürünlere ilişkin girişimde bulunacak temsilcilere işin hukuki boyutu konusunda bilgi verecek. Yurtiçinde ve yurt dışında ticari gelişmelere ivme kazandıracak fuar organizasyonuna, 5 yıldızlı oteller ve süpermarketlerin satın alma sorumluları, konsolosluk ve elçiliklerin ticari ataşeliklerine de çağrıda bulunuldu.''

Çandır, fuarda Adana Kebabı gibi coğrafi işaret almış ve coğrafi işaret başvurusu yapılmış birbirinden farklı ürünlerin yer alacağını söyledi.

Antalya gibi turizm merkezi olan bir kentte yapılacak etkinliğin, Türkiye'nin 10 bin yıllık değerlerine değer katacağını bildiren Çandır, Edirne'den Kars'a, Aydın'dan Hakkari'ye, Adana'dan Amasya'ya kadar birçok ilin bir araya geleceği fuarın ülke ve yöre ekonomisine katkı sağlayacağını söyledi.

Suriye-Adana ticaretinde yeni adımlar

Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Selim Yenel ile Türkiye'nin Halep Başkonsolosu Adnan Keçeci, Çukurova?nın Suriye pazarından daha fazla yararlanması gerektiğini belirttiler.

Adana'ya gelerek bir dizi ziyaretlerde bulunan Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Selim Yenel ile Türkiye'nin Halep Başkonsolosu Adnan Keçeci, Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş'ı ziyaret ettiler. Genel Sekreterimiz Ahmet Nevruz'un da hazır bulunduğu ziyarette konuşan Büyükelçi Yenel, komşu ülkelerle ticari ilişkilerin geliştirilmesinin hedeflendiğini, bu amaçla girişimlerin sürdürüldüğünü bildirdi. Vize uygulamasının kaldırıldığı süreçte Suriye ile ilişkilerde Adana'nın geride kaldığını gözlemlediklerini belirten Yenel, ticari işbirliği ortamı yaratılmasındaki engellerin kaldırılmasını amaçladıklarını ifade etti.

Halep Başkonsolosu Keçeci de, Suriye ile yapılan ticarette bürokrasideki hantallıktan kaynaklanan sorunlar bulunduğuna dikkati çekerek, ülke yönetiminin dışa açılmak istediğini, açılımda Türkiye'nin büyük önemi olduğunu belirtti.

Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş da, Suriye ile ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik çalışmalara her dönemde ağırlık verdiklerini ifade etti. Suriye ile Türkiye arasındaki vizelerin karşılıklı kaldırılmasının iki ülke arasındaki ticarete olumlu yansıdığını belirten Başkanımız Şaban Baş, "Daha önce turizmin artırılmasına yönelik olarak üç kez -Turizm Zirvesi- düzenledik. Şu aşamada da, yine başta sağlık turizmi olmak üzere bir çok alanda işbirliği ortamının sağlanması amacıyla Mayıs ayının ilk haftasında Halep'te geniş çaplı bir tanıtım toplantısı düzenleyeceğiz. Amacımız, Suriyeliler?e her türlü sağlık hizmetini sunmak. Bunu da birlikte başaracağız" diye konuştu.

Kutlu Doğum Haftası ziyareti

Adana Valiliği ve Adana İl Müftülüğü öncülüğünde oluşturulan Kutlu Doğum Kutlama Komitesi üyeleri Adana Ticaret Odası'nı ziyaret ederek, Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Baş, Yönetim Kurulu üyeleri İsmail Babacan ve Mehmet Şahbaz'a hafta süresince gerçekleştirilecek etkinliklere ilişkin bilgiler verdi.

Peygamberimiz Hz. Muhammed'in doğumunun 1439. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen Kutlu Doğum Haftası kapsamında, çeşitli etkinlik ve kutlamalar yapılacağını bildiren; Vali Yardımcısı Nurettin Güven, Adana İl Müftüsü İsmail Canpolat, emekli Müftü Mehmet Barış ile Köprü Yardımlaşma Derneği Başkanı Bekir Fevzi Yıldırım'dan oluşan Komite üyeleri, ana etkinliğin ise tüm vatandaşların katılımına açık olarak 16 Nisan 2010 tarihinde 5 Ocak Stadyumu'nda düzenleneceğini söylediler.

Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri hakkında da bilgi veren Komite üyeleri şu düşünceleri dile getirdiler:

"Kutlu Doğum Haftası; Hazreti Peygamberi ve O'nun insanlığa sunduğu değerleri, İslam'ın mesajlarını gerçek bilgiler ışığında, vatandaşlarımıza daha etkili ve yaygın bir şekilde anlatmak amacıyla Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1994 yılından itibaren Peygamberimizin Miladi doğum günü olan 20 Nisan tarihi esas alınarak düzenlenmeye başlanmıştır. Kutlu Doğum etkinlikleri günümüzde tüm vatandaşlarımız tarafından büyük bir ilgi ve coşkuyla karşılanmaktadır. Yüzyıllardır görülmüştür ki; Türk Milleti inançlıdır, hoşgörülüdür, dinî inançlarını bir kavga konusu olarak değil, barış ve huzur kaynağı olarak görmektedir. Biz de örnek insan Hz. Muhammed'in evrensel prensiplerini ve insanlığa getirdiği yüce değerleri, günümüz şartlarını da dikkate alarak insanlığa ulaştırmak amacıyla düzenlenen bu etkinliklere Adana olarak bir katkı sunabilme gayretindeyiz."

Ziyaret sırasında konuşan Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş da, Türk milletinin böylesine anlamlı ve güzel organizasyonlara milli birlik ve beraberlik ruhunun yaşatılması bakımından da ihtiyacı bulunduğunu söyledi. Baş, "Adana Ticaret Odası olarak böylesine anlamlı organizasyonların içerisinde olmaktan dolayı büyük bir mutluluk duyuyoruz" diye konuştu.