ATO Gazetesi
Gazete
Gazete Tarihi : 29 Mart 2010 Pazartesi Sayı : 2256 Haber Sayısı : 6
Küresel kriz hızını kesti ama tehlike sürüyor

Merkez Bankası eski Başkanı Süreyya Serdengeçti, tüm dünyada hissedilen ekonomik krizin içerisinde bulunduğumuz dönemde sadece hızını kestiğini belirterek, "Türkiye, daha önce yaşadığı krizlerin deneyimini kullandı ve krizi çok büyük yara almadan atlattı. Ancak bu durum, krizin tamamen bittiği anlamına gelmemeli. Krizin sadece etkisi azaldı ama tehlike sürüyor. Bu nedenle çok dikkatli olmalıyız" diye konuştu.

Mart ayı olağan Meclis toplantımıza konuk olarak katılan Merkez Bankası eski Başkanı Süreyya Serdengeçti, "Ekonomik Kriz ve Türkiye" konulu konferans verdi.

Konferans öncesinde konuşan Başkanımız Şaban Baş, "Başarılı yönetimiyle; Türkiye'yi tek haneli enflasyona taşıyan Süreyya Serdengeçti, görev yaptığı 2001-2006 yılları arasındaki başarılı performansıyla Türkiye'yi ekonomide günlük kur veya borsa hareketlerinden uzun vadeli hedeflere bakmaya yönelterek Merkez Bankası'nın özerkleşmesinde önemli rol oynamıştır. Türkiye'nin çok zor bir dönemden başarılı şekilde çıkmasını ve Türk ekonomisinin kırılgan yapısının sağlam temeller üzerine oturmasını sağlayan Sayın Süreyya Serdengeçti'ye, Adana iş dünyasını onurlandırmasından dolayı Odamız adına şükranlarımı sunuyorum" dedi.

Meclis üyelerimizin büyük ilgi gösterdiği konferansta, Türkiye'nin dünyayı saran ekonomik krizden etkilenmemesinin mümkün olmadığını belirten Süreyya Serdengeçti, "Asıl olan, Türkiye'nin bu krizden daha az oranda etkilenmesi için neler yapılabilirdi sorusudur. Biz krizi doğru anladık mı? Bizim krizlerimiz kısa süren krizlerdi. Bizim krizlerimiz 'V' krizler idi. Bu yaşanan ekonomik kriz ise 'U' kriz diye adlandırdığımız uzun süren kriz. Bu kriz bizim krizimiz değil, dışarıdan geldi. Yani zamanı uzun sürecek. Bizim krizden anladığımız, kurlar zıplayacak, faizler zıplayacak, biz krizi böyle biliyoruz. Diğer krizler kriz değildi, sadece sallantılardı. Biz bizim krizlerimizde büyüdük. Krizin en yaygın tanımı, 2 dönemden fazla uzun süren sallantılardır. Yaşanan krize karşı hiçbir tedbir alınmadı değil. Merkez Bankası, 2008 sonbaharından itibaren, kriz için ne yapılması gerekiyorsa hepsini yaptı. Sonrasında ise faizleri 10 puan kadar indirdi. Merkez Bankası kendini oldukça iyi anlattı ancak, bizler onun dediklerini eksik anladık. Merkez Bankası, küresel krizin vehametini çok iyi görmüş ve bunu açıkça ifade etmiştir. Merkez Bankası, faizleri bu yüzden düşürdü. Temel politikalarında değişmeler olduğu söylendi. Aslında böyle bir şey hiç olmadı. Faizlerin düşmesinin bir başka nedeni ise, enflasyon hedeflerinin değişmesidir. Merkez Bankası, enflasyon hedeflerini değiştirdi. Sonrasında ise, açıkladığı hedefleri tutturacağına emin oldu" dedi.
Süreyya Serdengeçti, krizden çıkışın ne zaman olacağı konusundaki görüşlerini de dile getirerek, "Krizin orta kısmını geçtik. Ancak önümüzde daha çok uzun bir yolumuz var. Bu kriz bizim bildiğimiz krizlerden değil. Bu kriz, üzgünüm ki daha uzun sürecek. Batının krizi atlatmak için yapacağı reformların kabulü uzun zaman alıyor. Bizler krize alışkınız. Biz, krizi fırsata çevirebiliyoruz. Krizlerden büyüyerek çıkabiliyoruz. Batı'da Avrupa'da bu böyle değil. Batıda böyle bir reform olmadığı gözle görülüyor. 2 seneden fazla bir süreçte, henüz reformların gerçekleşmediği görülüyor" dedi.

Süreyya Serdengeçti, Merkez Bankası'nın yapmış olduğu faiz indirimlerinin krize sağladığı faydalar konusunda da, "Faizlerin indirilmesi, kredilerin düşük faizle verilmesine olanak sağladı. Ancak ortada kredi yoktu. Çünkü krediye talep yoktu. Başbakan bankalara, kredi vermiyorlar diye yüklendi. Ancak kredilere talep olmadı. Çünkü, aldığı krediyi nasıl geri ödeyeceğini düşünüyordu insanlar. Kredi faizlerine yardım etmedi, Hazine faizlerine katkı sağladı. Eylül ayından itibaren borçlanma faizini ve Hazine faizini Merkez Bankası 3 defa düşürdü. Ancak bir süre sonra Hazine faizi çıkmaya devam etti. Böyle olunca vatandaşlar, istenilen faiz oranında kredi alamadılar. Böylelikle, benim uzun zamandan beri söylediğim şey çıktı. Faiz yüksek olunca, kur da yüksek olur. İkisi birden hareket eder" dedi.

Faizlerin aşağı gitme süresinin uzun olmadığına değinen Serdengeçti, "Kamu Maliyesi 2007'de bozulmaya başladı. 2008 sonundan beri daha da bozulmaya devam etti. Sosyal sigortalar reformu, tarım sübvansiyonu, personel ve sağlık harcamaları, belediyelerin uygulamaları, bir işe yaramamıştır. 2009 bütçe açığı, başından beri hiç inandırıcı gelmemiştir. Bunun yüzünden biz 6 ay kaybettik" dedi.

Konferansın ardından Meclis üyelerimizin sorularını da yanıtlayan Süreyya Serdengeçti'ye, Meclis Başkanımız Behiç Pakyürek ve Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş tarafından, günün anısına kristal vazo hediye edildi.

Mart ayı Meclis toplantımız yapıldı

Mart ayı olağan Meclis toplantımız, Behiç Pakyürek başkanlığında gerçekleşti.

Şubat Ayı Mizanı'nın okunup kabul edilmesinin ardından, Çukurova Fuarcılık A.Ş.'de Odamızı temsil edecek isimlerin belirlenmesi maddesi görüşüldü. Yapılan değerlendirme sonucunda, Odamız'ın ÇUFAŞ'ta, Başkanımız Şaban Baş ve Meclis üyemiz Yücel Bayram tarafından temsil edilmesi karara bağlandı.

Toplantının son bölümünde konuşan Başkanımız Şaban Baş, Vakıf Üniversitesi'nin kuruluş çalışmalarına ilişkin bilgi verdi. Tahsis edilen arazinin Şambayad köyü sınırları içerisinde olduğunu belirten Baş, "Arazi, Fuar merkezine 6, Karaisalı yoluna 2 kilometre uzaklıkta, otobana da sınır komşusu durumunda. İlk fırsatta Meclis olarak tekrar toplanarak önce Mütevelli Heyeti'ni oluşturacağız ardından da üniversitemizde nasıl bir eğitim verileceğini kararlaştıracağız" dedi.

Lojistik sektörü Türk ekonomisinin lokomotifi oldu

Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş, lojistik sektörünün, dış ticaretin gelişiminden, istihdama katkılarına kadar Türk ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri durumuna geldiğini söyledi.

Çağ Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Uluslararası Lojistik Bölümü tarafından düzenlenen, "Ulusal Lojistik ve Dış Ticaret Zirvesi", sektörün önemi, sorunları ve çözüm yollarının ele alındığı bir platforma dönüştü.

Ulusal Lojistik ve Dış Ticaret Zirvesi?nin açılışında konuşan Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş, bu içerikteki toplantıları, akademik eğitimi iş dünyasıyla buluşturması ve gençleri iş hayatına hazırlaması bakımından önemsediklerini söyledi.

Lojistik sektörünün dünyada ve ülkemizde hızla geliştiğini, taşımacılığın yanı sıra depolama, dış ticaret, gümrük, paketleme, dağıtım gibi çok sayıda hizmetin entegre ve eşgüdümlü bir şekilde yapılmasını gerektirdiğini belirten Başkanımız Şaban Baş, "Ülkemiz için oldukça yeni bir kavram olan lojistik, önce ihracat ve ithalat ile sonra da süpermarket ve hipermarketlerle büyük ölçekli perakendeciliğe girmiş ve elektronik ticaretle birlikte iyice öne çıkmıştır. Bu bakımdan değerlendirildiğinde lojistiğin özellikle dış ticaretin gelişimi bakımından hayati önemi ortadadır. Temel anlamda, müşteri gereksinimlerini karşılamak üzere, üretim ve tüketim noktaları arasındaki mal, hizmet ve bilgilerin iki yönlü akışlarına yönelik faaliyetler olarak tanımlayabileceğimiz lojistik sektörü karayolu, havayolu, denizyolu, demiryolu, boru hattı taşımacılığı, kentsel taşımacılık, liman işletmeciliği, depo, antrepo, serbest bölge, sigorta ve finansman gibi bir çok alt faaliyet dalının birleşiminden oluşmaktadır" dedi.

Konuşmasında Türkiye'nin jeo-stratejik açıdan Asya ve Avrupa ile Karadeniz ve Akdeniz arasında köprü konumunda olduğunu ve üç kıtanın kesişim noktasında bulunduğunu hatırlatan Baş, "Bu bakış açısıyla Türkiye; Avrupa, Balkanlar, Karadeniz, Kafkaslar, Hazar, Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri için bir dağıtım ve aktarma merkezi olabilecek özelliği ile uluslararası lojistik açısından çok uygun bir konumdadır" dedi.

OECD'nin yakın zamanda, 30 ülkede yürüttüğü araştırmanın sonucunda yayınladığı bir raporda, dağıtım sektörünün dünya ekonomisinde giderek artan önemine dikkat çektiğini bildiren Şaban Baş sözlerini şöyle sürdürdü:

"Raporda dağıtım sektörünün pazar ekonomisinin işleyişinde hayati rolü olduğu anlatılıyor. Rekabet yoğun bir sektör olduğundan, katma değerinin yüksekliği vurgulanıyor. Eğer dağıtım sistemi verimliyse, fiyat da o derecede düşük oluyor. Yani, eğer dağıtım sektörü verimli çalışıyorsa ve rekabetçiyse, tüketici refahı için iyi sonuçlar getirebiliyor. OECD'nin çalışmasında, dağıtım sektörü kapsamında hem toptan hem perakende ticaret ele alınıyor. Rapora göre, sektörün ekonomiye katkısı ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Bu rakam, Almanya ve İrlanda'da da yaklaşık yüzde 8 iken, Amerika, Belçika, Meksika ve Yeni Zelanda'da yüzde 15'in üzerinde seyrediyor. Türkiye için bu rakamın yüzde 16 olduğu görülüyor. Dış ticaretin gelişimi bakımından son derece önemli olan lojistik sektörü, emek yoğun bir sektör olduğundan, istihdama katkısı da oldukça fazla. Çünkü ortalama olarak, toplam istihdamın yüzde 15'ini bu sektör teşkil ediyor. OECD raporuna göre, dağıtım sektörü, aynı zamanda iş dünyasına da büyük katkılarda bulunuyor. Girişimlerin yüzde 25 ile 30'u bu sektörde yer alıyor. Dağıtım, emek yoğun bir sektör olduğundan, ülkemiz ekonomisinin kanayan yarası durumuna gelen istihdam açısından da ciddi katkılarda bulunmaktadır."

Çağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yener Gülmez'in de katıldığı, "Ulusal Lojistik ve Dış Ticaret Zirvesi'nde konuşan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Bedestenci, Çağ Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Mustafa Başaran, Mersin Sanayici ve İşadamları Derneği (MESİAD) Başkan Yardımcısı Mehmet Deniz, Seçil Plastik Yönetim Kurulu Başkanı Seçil Koç Doğan, Uluslararası Lojistik ve Dış Ticaret Kulübü Başkanı Oğuzhan Yılmaz da konuyla ilgili kapsamlı bilgi sunumunda bulundular.

Meslek Komiteleri Müşterek Toplantısı yapıldı

Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş, ekonomide yaşanan sorunlara paralel olarak, iş dünyasının sorunlarının da katlanarak büyüdüğü bir dönem yaşandığını, böylesine bir kriz ortamından çıkılabilmesi için yeni projelerin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

TOBB Muamelat Yönetmeliği'nin 26. maddesi gereğince yılda iki kez yapılması zorunlu olan ve Odamızın 45 Meslek Komitesi'ne bağlı üyelerimizin katıldığı Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı'nda; Adana, Çukurova ve ülkenin yaşadığı çeşitli sorunların yanı sıra meslek komitelerinin kentsel ve sektörel sorunları gündeme geldi.

Başkanımız Şaban Baş toplantıyı açarken yaptığı konuşmada, Odamızın, 2009 yılında da başarılı çalışmalara imza attığını söyledi.

2008'de baş gösteren ve 2009'un tamamında hissedilen küresel ekonomik krizin, işçi, memur, esnaf, tüccar ve sanayici gibi toplumun tüm kesimlerine olumsuz yansımalarda bulunduğunu kaydeden Şaban Baş, "Oda olarak, her türlü olumsuzluğun yaşandığı bir ortamda üyelerimizin yanında olduğumuzu gösterdik" dedi. Baş, Bu konuya verebileceğim en güzel örnek ise, hiç kuşkusuz değerli üyelerimizin ödediği aidatlardan oluşan birikimlerin Halk Bankası ile yapılan protokolle, nakit sıkıntısı çeken üyelerimize kredi olarak dağıtılmasıdır. "Can suyu" niteliğindeki bu destek, çok sayıdaki üyemizin krizden çıkışını ya da daha rahat nefes alabilmesini sağlamıştır" dedi.

Şaban Baş, Meslek Komiteleri Müşterek Toplantısı'nda Odamız tarafından kuruluş çalışmaları sürdürülen "Vakıf Üniversitesi" ve "özel bölgesel havayolu" projeleri konusunda da bilgi verirken, Meslek Komitesi üyelerimizin çeşitli konulardaki sorularını yanıtladı.

Toplantıda, Yönetim Kurulu üyemiz Tarkan Kulak tarafından Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş.'nin yatırımlara sağladığı kredi imkanlarıyla ilgili bilgi sunumunda bulunuldu. Kulak, Türkiye Kalkınma Bankası'nın enerji ve sanayi yatırımlarının fonlanması konusunda önemli imkanlar sunduğunu belirtti.

Toplantıda söz alan Meslek Komiteleri üyelerimiz de sektörlerindeki sorunlara ilişkin konuları dile getirdiler.

Odamız'dan Sampaş'a anlamlı ödül...

Odamız üyesi Sampaş Bilişim ve İletişim Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş., "AKOS (Akıllı Kent Otomasyon Sistemi) Projesi" ile Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) ve Türkiye Bilişim Vakfı tarafından, ekonomide ve toplumsal yaşamda; kalitenin, verimliliğin ve rekabet gücünün arttırılmasına katkıda bulunmak üzere verilen "e-TR ödülleri" kapsamında, "e-Belediyecilik Jüri Özel Ödülü'ne layık görüldü.

Sampaş Bilişim ve İletişim Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin, Bilişimin Oscar'ı da sayılan, "Kamudan Vatandaşa Hizmet Alanında" Türkiye'deki en iyi proje seçilen ve 3 farklı kategoride altı ödül kazanan Akıllı Kent Otomasyon Sistemi projesi, geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ev sahipliğinde düzenlenen bir törenle ödüllendirilmişti.

Sampaş Bilişim ve İletişim Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin elde ettiği bu başarı, Odamız tarafından Seyhan Oteli'nde düzenlenen bir törenle de ödüllendirildi.

Törende konuşan Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş, Sampaş Bilişim ve İletişim Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'yi Adana'nın tanıtımına katkıları ve başarılı çalışmaları dolayısıyla ödüllendirmekten büyük mutluluk duyduklarını belirtti.

1980'lerin başında Adana'da bilgi ve iletişim teknolojisi alanında faaliyet göstermek üzere kurulan Sampaş'ın, Türkiye'de kentleşmenin yeni başladığı yıllarda faaliyet alanı olarak kent bilgi sistemlerini geliştirmeye yönelik faaliyetlere odaklandığını vurgulayan Şaban Baş, "Sampaş'ın aldığı bu ödül, hepimizi gururlandırmıştır" dedi.

Son yıllarda ülkemizde gelecek tercihlerini bilgiyi öne çıkararak, günlük yaşamı bilgiye dayalı olarak organize eden, böylece vatandaşın yaşam kalitesini arttıran çözümlerin devlet politikasına dönüştüğünü vurgulayan Başkanımız Şaban Baş sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sampaş'ı bu bakış açısından incelediğimizde, bilgi teknolojilerini doğrudan toplumsal çıkarlar doğrultusunda kullanan bir iş mantığına sahip olduğunu memnuniyetle gördük. Bir başka anlatımla Sampaş, Türkiye'de bilgi teknolojilerindeki öncü fikirleri pratik hayata yerel yönetimler aracılığı ile toplumsal refah için kullanmayı başarmış ayrıcalıklı bir firmadır. Sampaş'ın, faaliyette bulunduğu 30 yıl boyunca hem Adana hem de Türkiye'de yaratmış olduğu istihdam, katma değer, yön göstericilik ve 20 binin üzerindeki yerel yönetim çalışanını kendi alanında eğiterek daha kalifiye çalışanlar durumuna getirilmesine aracılık etmesini son derece anlamlı buluyorum. Odamız, gerek çalışmaları ile istikrarlı bir şekilde büyüyen, modern tüm yöntemleri günlük yaşamında kullanan gerekse toplumsal sorumluluk kavramını da bütün faaliyetlerinde derinine hisseden üyemiz Sampaş'ı yukarda anlattığımız gerekçelerle ödüle layık bulmuştur. Adana'da bu şekildeki şirket sayısının çoğalmasının, kentin bütün yönleri ile kalkınmasına katkıda bulunacağı inancındayım. Bu vesileyle önümüzdeki dönemde de ulusal ve uluslararası bu gibi başarılara imza atan Odamız üyesi firmalar için ödül törenleri düzenlemekten onur duyacağımızı belirtmek istiyorum."
Sampaş'ın Yönetim Kurulu Başkanı Şekip Karakaya da konuşmasında, Adana merkezli bir firma olmaktan onur duyduğunu belirterek, ?Bilişimle ilgili ürünleri Adana?dan Türkiye?nin en büyük metropollerine ve gelişmiş ülkelere satabilmekten dolayı büyük mutluluk ve heyecan duyuyoruz. Bu başarıda Adana'nın çok büyük payı var. Başarımızı bu törenle daha da anlamlı hale getiren Adana Ticaret Odası'na duyarlılığından dolayı teşekkür ediyorum" dedi.

Ödül alan projeye ilişkin görüşlerini de dile getiren Karakaya, "Türkiye, 80'li yıllardan itibaren hızlı bir kentleşme süreci yaşamaktadır. Bunun sonucu olarak da göç edenler sorunlarını da beraberlerinde getiriyorlar. 21. Yüzyılın Akıllı Kentleri Platformu'nu, ortak akıl projesi olarak sunduk. Çalışmamız, bir yönüyle de sosyal sorumluluk projesi kapsamındadır" diye konuştu.

Gıda sektörünün nabzı Adana'da attı

Adana 4. Gıda, İçeçek Ürünleri, Gıda İşleme, İçecek Teknolojisi ve Unlu Mamüller Teknolojileri ve Mağaza Market Ekipmanları (Çukurova Gıda Gıda-Tek) ile Adana 4. Ambalaj ve Plastik Makineleri, Malzeme ve Ürünleri, Paketleme İşlemleri, Kağıt Endüstrisi ve Çevre Teknolojileri (Ambalaj-Plastik) 2010 fuarları, düzenlenen törenle ziyarete açıldı.

TÜYAP Adana Fuarcılık AŞ Genel Müdürü İlhan Ersözlü, Çukurova Gıda Gıda-Tek ve Ambalaj-Plastik 2010 fuarlarının, başta Adana olmak üzere tüm bölge ticareti, üretimi ve istihdamına önemli katkılar sağladığını kaydetti.

Fuarların, katılan firmaları doğru alıcılarla buluşturan, sektörel yenilik ve gelişmeleri topluca sunarak, sektörlerde bölgenin en önemli platformu haline gelmiş, en büyük ve güçlü etkinliği olma özelliğini sürdürdüğünü belirten Ersözlü, ''Hedefimiz, böyle görkemli bir etkili her yıl büyüterek ve yeni konular ekleyerek, dinamizmini kaybetmeden, her kesimin işine yarayacak fuar konseptiyle sürdürmek. Bu nedenle, sivil toplum ve meslek örgütlerinin destek olması gerekli'' dedi.

Türkiye'nin GSMH'si üzerinde büyük paya sahip olan gıda, ambalaj ve plastik sektörlerinin, ekonominin de en önemli sektörlerinin başını çektiğini vurgulayan Ersözlü, ''Düzenlediğimiz fuarlar, tarımsal zenginliğiyle ön plana çıkan Çukurova'da, başta Adana olmak üzere bölgedeki tüm kentler ve yatırımcılara katkı sağlayacak. Fuarımızda bu yıl hedefimiz 35 bin ziyaretçi'' diye konuştu.

Ersözlü, 180 firmanın 700 civarı markasının sergilendiği ve 28 Marta kadar açık kalacak fuarlara, bu yıl Irak, İran, Suriye, Mısır, Makedonya, Bosna Hersek ve KKTC'deki 26 şehrinden 10 binlerce ziyaretçinin katılacağını da söyledi.

Adana Büyükşehir Belediyesi Başkanı Aytaç Durak da, her şeyin bir ideal noktası olduğunu ifade ederek, ''Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği vaktiyle Türkiye'de 7 optimum fuar ili tespit etmiş. Bu, fazlası da azı da yanlış demektir'' dedi.

Ancak, fuar konusunda bir yarışa girildiğini belirten Durak, ''Şimdi Osmaniye Valisi Celalettin Cerrah, 'Adana'da var, Osmaniye'de ben de yapayım' der mi" Demeyecek kadar deneyimli bir yönetici. Ama bitişik Mersin diyor. Muhtemelen İskenderun ve Hatay da yakında diyecek. Böylece fuarlar amacından uzaklaşıyor. Vaktiyle 'bu bölgesel fuar olacak' diye Mersinli yöneticilerle yönetim kurulu oluşturduk, ama gel gör ki nedense aradan zaman geçmeden 'Mersin'de de fuar açılsın' dediler. Bölgenin merkezi olan Adana, gıdanın, tarımın da merkezi. Buna dikkat edilmeli'' diye konuştu.

Adana Valisi İlhan Atış, ise ''Durak'ın Osmaniye'nin fuar binası yapmasının önünü kestiğini'' ifade ederek, ''Diyor ki 'her yere fuar olmaz, fuarın merkezinin olması gerekir'. Osmaniye için değil belki, onu valimiz ve belediye başkanımız değerlendirecektir, ancak bu görüşe katılıyorum. Bir fuar enflasyonu olmaya başladı. Bu durum katılımcıların da önünü kesiyor'' dedi.

Adana'nın tanıtımında fuarların çok önemli olduğunu vurgulayan Atış, ''Ticaret ve sanayinin gelişmesi için fuarlar önemli. Basınımız ve TV'lerin gösterdiği ilgi de fuarın önemi ortaya koyuyor. Umarım daha da iyi fuarlar yapılacak'' diye konuştu.

Daha sonra, Vali İlhan Atış, Osmaniye Valisi Celalettin Cerrah, Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş ve diğer yetkililer fuardaki stantları gezdi.