|
Gazete Tarihi :
|
18 Ağustos 2008 Pazartesi
|
Sayı :
|
2185
|
Haber Sayısı :
|
7
|
|
Tüzmen: Üretim planlaması şart |
 Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Türkiye'de tarım ve sanayi envanterlerinin, sağlam kaynaklar bulunarak acilen çözüme kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Adana Valiliğinde düzenlenen, ''Adana'nın Tarım, Ticaret ve Sanayisinde Yaşanan Sorunlar'' konulu toplantıya katılan Devlet Bakanı Tüzmen, son ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Vali İlhan Atış, Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, Seyhan Belediye Başkanı Azim Öztürk, Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de katıldığı toplantıda konuşan Tüzmen, planlamanın önemine değindi ve özellikle üretim planlamalarının mutlaka hazırlanması gerektiğine işaret etti.Şu anda öncelikli hedeflerinin dış ticareti geliştirmek olduğunu ifade eden Tüzmen, ''Dış ticareti geliştirirken, Türkiye'nin tarım ve sanayi envanterlerini sağlam kaynaklar bularak oluşturmalıyız'' dedi.
Envanter çalışmalarının çok ciddi maliyetler gerektirdiğini de vurgulayan Tüzmen, maliyetin aşağıya çekilmesi için sivil toplum kuruluşlarına destek çağrısında bulundu.
Tüzmen, katılımcılardan birinin ''düşük kur'' hakkındaki sorusuna şu yanıtı verdi:
"Açıkçası bu hem bizim hem de büyük firmaların işine geliyor. Çünkü 1,70 seviyelerinden borçlandığımız dolarları, 1,15-1,20 seviyelerinde geri ödüyoruz. Bu hem bizim hazine borçlarımız açısından hem de büyük firmaların borçları açısından büyük bir fırsat yaratıyor. Ama bu arada, üretici ve küçük firmalara ise sıkıntı yaratıyor. Bu nedenle bıçak kemiğe dayanmadan, çözüm yolu bulmamız gerek.''
Devlet Bakanı Tüzmen'in, tarımdaki ihracatın 10 milyar doları geçtiğini söylediği sırada, Adana Ticaret Borsası Başkanı Fethi Coşkuntuncel, ''İhracatı söylüyorsunuz ama ithalattan bize bahsetmiyorsunuz. Rakamlarla bize doğru söylemiyorsunuz'' dedi. Coşkuntuncel'in eleştirisini dinleyen Tüzmen, şöyle devam etti:
''Ben hiçbir zaman doğruları saklamadım. Gerçek ne ise hep onlardan bahsettim. İhracat konusundaki gelişmeler saniyesi saniyesine, rakamsal olarak elimize ulaşıyor. Fakat, ithalat konusunda birliklerin raporlarını bekliyoruz. Bu nedenle doğruları benimsediğim için, kesin olmayan ithalat verilerini açık bir şekilde ifade edemiyorum. Ama yapılan çalışmalar neticesinde kısa bir süre sonrasında ithalat konusunda ihracat gibi kesin rakamlar açıklayacağım.''
Daha sonra söz alan Adana Sanayi Odası (ADASO) Başkanı Ümit Özgümüş de, kurulan Çukurova Kalkınma Ajansı ile Adana ve Mersin arasında iyi ilişkiler oluşturulduğunu, ancak, Adana Havalimanı'nın Mersin'e taşınacağı yolundaki açıklamalarla bu sürecin olumsuz etkilendiğini söyledi.
Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş da Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattıyla beraber önemli bir enerji merkezi haline dönüşen Ceyhan ve Yumurtalık bölgesinin, yatırımların yönlendirilmesi, çevresel etki, atık yönetimi gibi önemli etkenler göz önüne alınarak kapsamlı bir gelişim programı içerisine alınması gerektiğini söyledi.
Başkanımız Şaban Baş'ın Bakan Tüzmen'e aktardığı sorun ve çözüm önerilerine ilişkin ayrıntılar, 3. Sayfamızdaki Başkandan köşesinde yer almaktadır.
Toplantıya katılan çiftçi örgütlerinin temsilcileri de, özellikle hasat zamanı yapıldığı belirtilen ithalata bir an önce son verilmesi gerektiğini söyediler. Temsilciler, "Tarım, uygulanan politikalarla bitirilme noktasına geldi. Pamuk ekim alanı, geçmiş yıllara oranla yüzde 90 daraldı. Türkiye'nin mısır üretiminde önemli potansiyele sahip olan kentimiz, gerek taban fiyatların zamanında açıklanmaması, gerekse hasat zamanı yapılan ithalattan dolayı mağdur olmuştur. Alınan kararlarda, mutlaka çiftçilerin durumu da göz önüne alınmalıdır" görüşlerini dile getirdiler. |
2008'i kayıp yıl olarak kapatma lüksümüz yok |
Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş, Türkiye'nin 2007 erken genel seçimlerinin yapılmasından bu yana sorunların çözümüne yönelik herhangi bir politika geliştirilemediğini ifade ederek, "Türkiye, yaklaşık 6 aydır AKP'nin kapatılma ve Ergenekon davalarına odaklandı. Türkiye'nin gündemine oturan bu davalar başta terör olmak üzere AB ile müzakere süreci, cari açık, döviz kuru, işsizlik gibi temel sorunları kendi seyrine bıraktı. Türkiye'nin, sorunlarını öteleme, 2008'i, kayıp yıl olarak kapatma lüksü yoktur" diye konuştu.
Başkanımız Şaban Baş, dünyada ve Türkiye'de yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmelerden kaynaklanan olumsuzlukların Türkiye'yi daha fazla etkilemesine seyirci kalınmaması gerektiğini söyledi. Teröre verilen şehitlerin, "sıradan haber"e dönüştüğünü, Atatürk'ün gösterdiği, "Muassır medeniyet" hedefine ulaşmanın tek yolu olan AB üyeliği konusunun gündemden düştüğünü, adeta, "AB diye bir hedefimiz yok" noktasına gelindiğini, ekonomik göstergelerin ise her alanda gerilemeye yüz tuttuğunu söyledi.
Hükümetin, özellikle kriz dönemlerini hatırlatan ekonomideki durgunluğa çözüm üretmesi gerektiğine de işaret eden Başkanımız Şaban Baş, sorunlara yönelik düşüncelerini şu başlıklar altında sıraladı:
Terör olayları, son zamanlarda tekrar Türkiye'nin gündemine oturdu. Hemen hemen hergün yaşanan olaylar ve şehit haberleri sıradanlaştı. Vatan evlatlarımızın Türk Bayrağı'na sarılı tabutlarına ilişkin görüntüler artık bitirilmelidir. Hükümet, toplumda kin, öfke ve nefreti en üst seviyeye taşıyan olaylara en etkin ve kalıcı çözümü üretmek durumundadır.
Ekonomisini yüzde 7'nin üzerinde büyütebilen, bütçesi açık vermeyen, enflasyonu ve faiz oranları tek haneli seviyeleri geçmeyen, işsizlik oranı yüzde 5'in altına inen, kişi başına geliri 10 bin dolara yükselen bir Türkiye özlemi, mevcut koşullarda ancak Avrupa Birliği üyeliğiyle mümkündür. Türkiye için bu kadar önemli olan AB üyeliği, ne yazık ki son dönemlerde gündemden düşmüş durumda. AB hedefine, dış dünyaya kapılarını kapatarak küreselleşme sürecinin dışında kalan, içine dönük bir yapıyla ulaşılması mümkün görünmemektedir. Türkiye'de, öncelikle siyasi istikrar sağlanmalı, Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecinde yaşadığı durgunluk dönemi sona erdirilmeli ve beklenen reformlar daha fazla zaman kaybedilmeksizin hayata geçirilmedir. AB üyelik sürecinin Türkiye'deki ekonomik ve siyasi istikrarın devamının güvencesi olduğu unutulmamalıdır.
AKP'nin iktidara geldiği 2002'de 626 milyon dolar olan cari açığın, 2008 yılında 80 kat artarak 51 milyar dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bu rakam gerçekleşirse, 2002-2008 dönemindeki cari açığın boyutları 165 milyar dolara ulaşacaktır. 2007 yılının tamamında 47 milyar dolar olan dış ticaret açığının da, 2008 yılı sonunda 70 milyar dolara ulaşması beklenmektedir. Ülkemizin ekonomik dengelerini alt üst eden bu gelişmelere karşı mutlaka önlem alınmalıdır.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre, krizin yaşandığı 2001 yılında yüzde 8.4 olan ancak 2002 ile birlikte yüzde 10'un üzerine tırmanan işsizlik oranı, son 4 yıldır yüzde 10.3'ün altına inmedi. Dün açıklanan 2005 verilerinde de işsizlik oranı yüzde 10.3 oldu. Verilere göre 2005'te işgücü piyasasına 276 bin kişi katıldı ve sayı 22 milyon 46 bin kişiye ulaştı. İşgücüne dahil olmayan nüfus ise 645 bin kişi artarak 26 milyon 261 bin kişiye yükseldi. İşgücüne katılanların sayısının daha düşük seyretmesi nedeniyle işgücüne katılım oranı ise yüzde 48.7'den yüzde 48.3'e geriledi. Bu oran kriz döneminden önce yüzde 49.9 düzeyinde bulunuyordu. İşsizlik oranı ise 2003'teki yüzde 10.5'lik oran dışında 2002'den bu yana yüzde 10.3 olarak seyretti. Oysa Türkiye ekonomisi kriz döneminden bu yana yüzde 25'in üzerinde bir büyüme kaydetti. Bir başka anlatımla kriz sonrası toparlanan ekonomide istihdam yerinde saydı. Verilere göre Türkiye'de işsiz sayısı 22 bin kişi artarak 2005 sonu itibariyle 2 milyon 520 bin kişiye yükseldi. Hükümet, yatırımcının önünü açacak, istihdam yükünü hafifletecek yeni paketleri hayata geçirmek zorundadır.
Bölgeler arasındaki gelir dengesizliğinin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak yürürlüğe giren, girdiği andan itibaren de bir çok yerde sonuç alınamayan Teşvik Yasası, revize edilmesine karşın hiç bir kesimi mutlu etmedi. Bu konudaki somut örneklerle yanlışlığa dikkat çekmeye çalıştık. Ancak, Hükümet'in genel politikası haline gelen, "kendi haline bırakma" düşüncesi bu alanda kendini göstermiştir. Aylardır, bölgesel ve sektörel bazda teşvik uygulanması konusunda hazırlıklar yapıldığı anlatılıyor. Genel anlamdaki hantallık, Teşvik Yasası'nın uygulanmasında da kendini göstermiştir.
Türk tarımı, plansız ekim ve üretimin kurbanı olma yolunda hızla ilerliyor. Hükümet'in, en kısa zamanda ABD gibi gelişmiş ülkelerde olduğu gibi tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesini önleyici yasal tedbirler alınmalı. Aksi taktirde plansız ve yüksek maliyetli ürünlerin sıkıntısı önlenemeyecektir. Ayrıca, altyapı hazırlanmadan, kadastro ve veraset intikal sorunu çözülmeden Çiftçi Kayıt Sistemine geçilmesinden dolayı da tarımsal desteklerden halen 27 milyon hektar tarım arazisinin 17 milyon hektarı yararlanabiliyor, 4 milyonun üzerindeki çiftçinin de 1.5 milyona yakın kısmı yararlanamıyor. Taban fiyatın zamanında açıklanmaması, üretim rekoltesi dikkate alınmadan gerçekleşen ithalat da, tarım sektörünün bitişini daha da hızlandırmaktadır. |
Odamızdan 'Kalite Yönetim SistemiTemel Eğitimi' semineri |
 Odamız ile Türk Standartları Enstitüsü Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü işbirliği ile üyelerimize yönelik olarak üç gün süreli, 'Kalite Yönetim Sistemi Temel Eğitimi' semineri düzenlendi.
Odamız Meclis salonunda 11-13 Ağustos 2008 tarihleri arasında düzenlenen seminerin açılışında, Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş, Genel Sekreter Yardımcımız Birol Yarman ve çok sayıda katılımcı hazır bulundu.
Seminer öncesinde konuşan Başkanımız Şaban Baş, yüksek orandaki katılımın sevindirici olduğunu ifade ederek, "Dünya ekonomisine yön veren ülke ve kuruluşların en önemli silahı kalitedir. Kaliteye yönelen ve ürününe uygulayan kazanıyor. O nedenle bu seminerin Adana ekonomsindeki büyük bir boşluğu gidereceğine inanıyorum" diye konuştu.
Türk Standartları Enstitisü Eğitim uzmanı Güven Savrun tarafından verilen eğitimde katılımcılara üç gün boyunca 'Kalite kavramları ve kalitenin gelişiminin açıklanması, kalite yönetim sistemi kurulmasına yönelik pratik çalışmaların yapılması, kalite yönetim sisteminin etkinliğinin iyileştirilmesi için bilgi sağlanması, TSE kalite yönetim sistemi belgelendirme prosedürü, kalite prensiplerinin anlaşılmasının sağlanması, proses yaklaşımı ve yönetimde sistem yaklaşımı prensiplerinin standart kapsamında anlaşılabilmesi' konularında bilgiler verildi. |
SHÇEK'ten Baş'a katkı plaketi |
 Seyhan Belediyesi Yetiştirme Yurdu ve 75. Yıl Çocuk ve Gençlik Merkezi'ndeki çocukların Ressam Hülya Hallaçoğlu gözetiminde hazırladıkları yağlıboya resim çalışmalarının sergilenmesine katkıda bulunan Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş'a Sosyal Hizmetler İl Müdür Vekili remzi Özdoğan tarafından plaket verildi.
Ressam Hülya Hallaçoğlu, Sosyal Hizmetler İl Müdür Vekili Remzi Özdoğan ve 75. Yıl Çocuk ve Gençlik Merkezi Müdürü Mehmet Özer, Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş'ı ziyaret ettiler. Remzi Özdoğan ve Ressam Hülya Hallaçoğlu çocukların dönem içerisinde yapmış oldukları yağlı boya resim çalışmalarının ATOSEV'de sergilenmesinin kendileri için büyük önem taşıdığını ifade ederek, "Adana Ticaret Odası, sergimize evsahipliği yaparak, kentin sadece ekonomisine değil, sosyal ve kültürel alanlarında da etkili olduğunu ortaya koymuştur. Çocuklarımızın resimlerinin en ideal ortamda sergilenmesini sağlayan ATO Yönetim Kurulu ve Meclisi'ne teşekkür ediyoruz" dediler.
Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş da, her kuruluşun bu tür etkinliklere destek olması gerektiğini belirterek, ''Amacımız, genç beyinlerin sanatsal üretimlerini en iyi şekilde ortaya koymalarının yanı sıra motivasyonlarını en üst seviyeye çıkarılmasını sağlamaktır. Birbirinden güzel resimlerin ortaya çıkmasını sağlayan Ressam Hülya Hallaçoğlu ile serginin kentle buluşmasına emek veren başta Valimiz İlhan Atış olmak üzere herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Ziyaret sırasında Başkanımız Şaban Baş'a, katkılarından dolayı plaketin yanı sıra bir de yağlıboya resim sunuldu.
|
Faizsiz kredinin kapsamı genişletilmeli |
Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş, imalatçı esnafa 25 bin YTL'ye kadar faizsiz ve 18 ay vadeli kredi verileceği yönündeki uygulamanın küçük çapta ticaret yapan esnafa büyük yarar sağlayacağını belirterek, "Sevindirici olan yön, Hükümetin esnaf ve tüccarın çok zor günlerden geçtiğini görmüş olmasıdır. Beklentimiz, can suyu olarak adlandırılan faizsiz kredi uygulamasının, ekonomiyi ayakta tutan tüccar, KOBİ niteliğindeki kuruluşların yanı sıra sermaye sıkıntısından dolayı kapanan ya da kapanmaya yüz tutan sanayicileri de kapsamasıdır" dedi.
Başkanımız Şaban Baş, Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan'ın, imalatçı esnafa 25 bin YTL'ye kadar faizsiz ve 18 ay vadeli kredi verilmesini öngören açıklamasını, ekonomide yaşanan sorunların çözümüne yönelik atılan önemli bir adım olarak değerlendirdi. Başta, küçük çaplı esnaf ve tüccar olmak üzere ekonominin her katmanında yaşanan daralmanın, iflas, kepenk kapatma hatta fabrikalara kilit vurulmasına kadar uzandığı bir dönemde uygulanacak faizsiz kredi olanağının her kesime orantılı şekilde yayılması gerektiğine de işaret eden Başkanımız Şaban Baş şunları söyledi:
"Yaklaşık iki yıldan bu yana piyasalarda yaşanan ancak adı konulamayan kriz ortamı, başta AKP'nin kapatılma davası olmak üzere bir çok gelişmelerden dolayı daha da derinleşmiştir. Çok sayıda esnaf ve tüccar, gün boyunca yazar kasasından bir fiş bile kesmeden evine dönmektedir. Durumun, kredi kartlarıyla idare edilmeye başlandığı bir dönemde 25 bin YTL'ye kadar 18 ay vadeli kredi imkanının yaratılması, yaşanan sorunların çözümüne ilişkin en somut ve ciddi bir gelişme olarak görüyoruz. Bu aşamada iş dünyasının Hükümet'ten beklentisi, Can Suyu olarak adlandırılan faizsiz proje uygulamasının, ekonomiyi ayakta tutan her kesime orantılı şekilde yansıtılmasıdır."
Şaban Baş, açıklamasının son bölümünde, bir süredir etkili olan ve adı bile konulamayan ekonomik çalkantıların, çeşitli büyüklükteki çok sayıda işletmenin küçülmesine, ya da kapanmasına da neden olduğunu bildirdi. Söz konusu gelişmelerin yeni girişimciler ve yabancı sermaye sahipleri için de; ülkemizde yatırım yapmaya yönelik kararlarını yeniden gözden geçirmesine, yatırım faaliyetinin belirsiz bir süreye tehir etmesine ya da tamamen iptal etmesine neden olduğuna da işaret eden Şaban Baş, "Vergi, sosyal güvenlik ve işçi çalıştırmaya ilişkin diğer yükümlülüklerin oluşturduğu toplam sosyal maliyet, KOBİ'lerin taşıyamayacağı ağırlığa erişmiştir. Bu gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan işsizlik, işveren işsizliğini de gündeme getirmiştir. Ücretsiz izinle başlayan süreç işten çıkarmalar, ardından da işletmenin kapanmasına kadar uzanmaktadır. Bir işverenin işsiz kalması binlerce ücretlinin işsiz kalması, yatırımın, üretimin yok olması anlamını taşımaktadır. Mevcut olumsuzluğun ortadan kaldırılması için, sermaye sıkıntısından dolayı kapanan ya da kapanmaya yüz tutan işletmelerin de uygulamaya konulacak Can Suyu projesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Çünkü KOBİ'lerin bugün üretim yapamamasının sebebi, işletme sermayelerini yitirmiş olmalarındandır" dedi.
|
Boğularak ölüm, kader olmaktan çıktı |
 Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş, Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen yüzme kurslarının çocuk ve gençlerimizi can güvenliği olmayan sulama kanalı ve göletlerden kurtardığını belirterek, "Geleceğimiz dediğimiz gençler, serinlemek uğruna bir bir hayatını kaybediyordu. Büyükşehir Belediyesi'ni, 30 bin gencimizi kapsayan yüzme kurslarından dolayı kutluyorum" diye konuştu.
Başkanımız Şaban Baş, sulama kanalları ve göletlerde serinlemek zorunda kalan, bu uğurda canlarını yitiren çocuk ve gençlerimize; açtığı kurslarla yüzme öğrenmelerini sağlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak'a teşekkür etti. Gölgede 40 dereceye ulaşan sıcaklıkta tek çareyi sulama kanalı ya da Seyhan Baraj gölüne yönelen, yüzme bilmediği için de hayatını yitiren gençlerimizin yüzme öğrenmelerini sağlayarak yeni bir açılım yaratan Büyükşehir Belediyesi, Çukurova'nın kaderi haline dönüşen boğulmaların en aza inmesinde büyük rol oynadığını bildirdi.
Yaz döneminde 30 bin gencimize yüzme öğretilmesinin, sosyal belediyecilik adına büyük bir başarı olduğuna işaret eden Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş,''Adana Büyükşehir Belediyesi, belediye hizmetlerinin sadece yol, kanalizasyon ya da içme suyu hizmetleriye sınırlı olmadığını en açık şekilde ortaya koydu. Altyapı ve eğitim yoksunluğundan dolayı bölgemizin kanayan yarası haline gelen suda boğulmalar, yüzme kurslarının başlangıcından itibaren önemli oranda düştü. Yüzme kursları, eğitimin yanı sıra gençlerimizin boş zamanlarının da değerlendirmeleri bakımından büyük yarar sağlamıştır. Adanalı'nın yerel yönetimlerden bundan sonraki beklentisi; nüfus yoğunluğuna göre, her mahelleye gençlerimizi sulama kanalı ve göletlerden uzak tutacak, sosyal çevrelerini geliştirebilecek yeni tesislerin hayata geçirilmesidir'' görüşlerini dile getirdi. |
Yumurtalık; İstanbul-Tuzla'ya dönüşmesin |
 Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş, dünyanın en önemli enerji terminaline dönüşen Bakü-Tiflis-Ceyhan Projesi'nin, Yumurtalık'ı; kimin, hangi sektörde yatırım yaptığı net olarak bilinmeyen karmaşık bir yapıya doğru hızla sürüklediğini belirterek, "Turizm Bölgesi ilan edilmesinden dolayı 5 yıldızlı otellerin yükselmesi beklenen Yumurtalık'ta, diğer yandan da petro-kimya tesisleri, rafineri ve tersanelerin yatırım hazırlıkları sürüyor. İmarsız kent örneği her geçen gün yeni bir yatırım yapılacağı haberiyle gündeme gelen Yumurtalık için öncelikle, turizm bölgesi mi yoksa sanayi bölgesi mi olacağını net şekilde ortaya koyan bir master planı gerekiyor"dedi.
Yönetim Kurulu Başkanımız Şaban Baş, BTC'nin kurulmasıya tüm dünyanın gözünü çevirdiği Yumurtalık'ın, plansızlığa kurban gitmesi konsunda ciddi endişeler taşıdığını ifade etti. Bölgede, müthiş derecede bilgi ve haber kirliliğinin yanı sıra çelişkiler yaşandığına dikkat çeken ATO Başkanı Şaban Baş, "Yayın organlarında sürekli Yumurtalık bölgesine, tersane, rafineri, petro kimya tesisleri gibi büyük yatırımları yapılacağına ilişkin haberler yer alıyor. Yatırımların içeriğine ilişkin bilgilere ise ne yazık ki ulaşılamıyor" diye konuştu.
Bölgenin ekonomisine yön veren Ticaret, Sanayi, Ticaret Borsası ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının gelişmeleri sadece basından izlediğine de işaret eden Şaban Baş Yumurtalık'ın gelişimine ilişkin endişelerini şöyle dile getirdi:
"Adana Ticaret Odası olarak, yurtiçi ve yurtdaşındaki yatırımcılarla sürekli diyalog halindeyiz. Bu diyaloglarımızda, doğal olarak bölgemize yatırım çağrısında bulnuyoruz. Bu yatırım çağrısına Yumurtalık bölgesini eklemekte güçlük çekiyoruz. Çünkü ortada net bilgi yok. Bu bilgi eksikliği, bölgenin sınır komşuları olan Hatay, Osmaniye, Ceyhan ve Kadirli'deki oda ve sivil toplum örgütleri için de geçerli. Yumurtalık bölgesinin sağlıklı gelişebilmesi için öncelikle bir master planı olması gerekiyor. Bu planda, kurulacak tesislerin sektörlere göre dağılımı ve sayısı, ne kadar istihdam sağlayacakları, istihdam edilecek çalışanların hangi eğitimden geçmiş olmaları ya da hangi eğitimi almaları gerektiğine kadar tümünün yer alması gerekmektedir. Bölgenin, yapılan yatırımların ardından tam kapasiteyle çalışması durumunda çevre ve insan sağlığına vereceği zararlardan, alınması gereken önlemlere kadar tüm ayrıntıların belirlenmiş olması şarttır."
Başkanımız Şaban Baş, Yumurtalık sahillerinin, Bakanlar Kurulu Kararı ile Turizm Bölgesi ilan edildiğini de anımsattığı açıklamasında, "Bir yandan sanayi bölgesi hazırlığı, diğer yandan da turizme yönelik çalışmalar. İkisinin bir arada yürütüldüğü örnek, dünyanın hiç bir köşesinde yok. Tercihinizi ya sanayiden, ya da turizmden yana yapacaksınız. Yurtdışından gelen turist, petrol tankeri ya da arıtılmış da olsa sanayi atıklarının bulunduğu denizde yüzmek, güneşlenmek istemez" diye konuştu.
Şaban Baş, açıklamasının son bölümünde, Doğu Akdeniz Bölgesi'nin yatırım-istihdam gibi sorunlarını ortadan kaldırabilecek tarihi fırsat konumundaki BTC'nin çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini, önlem alınmadığı taktirde plansız, kontrolsüz ve sağlıksız üretimden dolayı sürekli gündemde olan İstanbul'daki Tuzla tersaneleri örneğine dönüşebileceğinin endişesini yaşadığını da dile getirdi. |
|