|
Sempozyum
|
|
Ulusal Narenciye Sempozyumu
|
ULUSAL NARENCİYE SEMPOZYUMU
SONUÇ BİLDİRGESİ
5 EYLÜL 2007 ADANA
Dünyada 107 milyon ton narenciye üretilmektedir. Uluslar arası ticarete bahis konusu
olan kısmı ise 11 milyon tondur. Ülkemiz narenciye üretimi 2.6 milyon tonla Dünya
11?incisi, 1 milyon ton ihracatla ise dünya 3.?südür.
Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattından yılda 300 milyon $ gelir beklerken, Türk
Narenciye Sektörü her yıl 1 milyar dolar üretim, 500 milyon dolar ihracat geliri
kazandırmaktadır. Ülke narenciye üretiminin % 85?i Adana, Mersin ve Antakya?da yani
Çukurova?da gerçekleşmektedir. Narenciye sektörü, ulusal çapta öneme sahip sosyo-ekonomik
dinamiktir.
TEKNİK VE ÜRETİM
- Uluslar arası bilginin takip ve yayımı, ürün kalitesi ve verim için önemlidir. Tarım
sektörüne yönelik örgün eğitimde Tarım Meslek Liseleri, Tarımla İlgili Meslek Yüksek
Okulları ve Ziraat Fakülteleri ön plandadır. Ziraatçıların, uygulamalı eğitimden
geçirilmesi gerekmektedir. Yaygın eğitim ise, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığınca yapılmaktadır.
Tarım Bakanlığı ?verimli ve faydalı tarım bilgilerini çiftçilere benimsetmek ve
ülke düzeyinde yaygınlaştırmak amacıyla, tarımsal yayım ve eğitim sistemi ve programları
ile projelerini hazırlamak ve uygulamak? la görevlendirilmiştir. Hali hazırda mevcut
bilgi ve yayım uluslararası norm ve standarttan uzak, hizmet ise yetersizdir.
- Beslenme; Üretimin ana sorunu olup eksikliği, fungal ve virütik oluşumlar ile karıştırılmakta,
ağaç ve bahçe sökümlerine kadar gitmektedir. Özellikle mikro element konusu, verimlilik
ve kalite için temel mevzudur. Mikro element eksikliğini bölge ve bahçe bazında
tespit edecek teşkilat ve düzene ihtiyaç vardır. Zirai Mücadele ; Prensipte geçerli,
neticede yeterli, pratikte mümkün, seçenekler arasında ekonomik, beynelmilli norm
ve standartlara uygun olması gerekir. Ancak Tarım Bakanlığımız, uluslar arası normların
dışında ve fevkinde duruş sergilemektir. Narenciye ziraatında kabul edilen zararlı
listesi eksiklik, tavsiye listesi ise yetersizlik göstermektedir. Mücadeleye yönelik
ulusal teknik talimatın üreticinin bildiği zararlıları kapsayacak şekilde yenilenmesi
gerekmektedir. Narenciye ithalatçısı devletlerin Maksimum Rezüdü Limitleri dikkate
alınarak üreticiye dekara kimyasal tatbikatı, dozaj, zamanlama ve uygun PH konularında
bilgi verilmelidir. Üründe kalite ve çeşitlilik yaratma ortalama geliri yukarı çıkarır
niteliktedir. Ürün deseninin geleceği, geleceğe yönelik hangi türlerin daha yüksek
rekabet gücüne sahip olabileceği konularında kapsamlı bir araştırma yapılması özendirilmeli,
erkenci ve geççi narenciye türleri geliştirilmelidir. Adana ili narenciye üreticilerinin,
ATO ve İhracatçı Birlikleri işbirliği ile geliştirilecek laboratuar olanaklarından
faydalanmaları, ilimiz narenciye üreticilerinin rekabet gücünü artıracaktır.
- Avrupa Birliği konsey kararları, kültür bitkilerinin ticaretine izin veren ve resmi
kurumlara, pestisitlerin usulüne uygun olarak kullanılıp kullanılmadığını denetleme
olanağı sunan kriterleri ve (MRL) maksimum kalıntı miktarları belirlemiştir. Ülkemizde
2004 yürürlüğe giren EurepGAP/İTU standartları Türkiye?nin de uyması gereken zorunluluklardır.
Bakanlık ve Üniversitelerin bazı zararlıları yok saymaktaki ve tavsiyeler geliştirmemekteki
ısrarı nedeniyle ülkemizde zirai mücadele tavsiyeleri ve mevzuatı AB normlarından
uzaktır. Bakanlığımızın, üretici rakiplerin kullanımına müsaade edilen zirai mücadele
kimyasallarını dikkate alarak, tavsiye kararları geliştirmesi AB ile uyum açısından
zorunluluktur. İthalatçı ülkeler alacakları ürünlerde, EurepGap tavsiyeli pestisitlerin
kullanılmasına, ancak ruhsatlı/tavsiyeli olması kaydıyla müsaade etmektedirler.
Hali hazırda Türk Üretici, rakiplerinin imkanlarından mahrumdur.
- Sanayi alanında yaşanan global değişimlere ve Çin rekabetine Ülkemiz ayak uyduramamaktadır.
Bu nedenle çiftçi kökenli nüfusumuzun kolayca adapte olabileceği tarımsal gelişme,
ekonomimizin önemli sektörlerinden biri olabilecek kapasitededir. Toplumumuzun refahı
tarım ve tarıma dayalı sanayinin gelişmesiyle sağlanabilecektir. Tarımın GSMH içindeki
payını ve tarımsal nüfusu düşürmeye çabalamanın doğruluğu tartışılmalı ve bu tarımsal
büyüklüğün bir avantaja dönüştürülmesinin yolları araştırılmalıdır. Tarımsal destekler,
teşvikler, arazi toplulaştırılması gibi ana konuların yanında en önemli sorun tarımsal
örgütlenmedir. Uyum yasaları çerçevesinde çıkarılan üretici birlikleri yasası uygulamadan
uzak ve yetersizdir. Bir takım değişikliklerle bu yasa faydalı hale getirilmelidir.
Üretici birlikleri özerk yapıda olduğundan yasa, birliklere kesin gelir kaynaklarını
göstermelidir. Kanunun taslaklarında yer alan ancak sonradan kanun metninden çıkarılan
ve ürün alım satımında kesilecek rüsum benzeri kesintiler birliklere aktarılmalıdır.
Üretici birliklerinin yönetimi, taşın altına parmağını koyan üreticiler tarafından
yerine getirilmeli ve üreticiler de üretim taahhütleri olanında yönetimde oy hakkı
sahibi olmalıdır. Üyelik gönüllülük esasından çıkarılmalı zorunlu hale getirilmelidir.
Üretici birlikleri ilçe bazında kurulduğundan, birlik kurulamayan ilçelerdeki üreticiler
de komşu birliklere üye olabilmelidir. Üretici birlikleri yönetim kuruluna karşı
sorumlu profesyonel kadrolarca yönetilmeli ve bir KOBİ gibi çalışarak, eğitimden
üretime, pazarlamadan lobiciliğe, piyasaların takibinden yatırım organizasyonuna
kadar üreticilerin ihityacı olan tüm çalışmayı yapabilmelidir. Bu kapsamda faaliyet
gösterecek üretici birlikleri acilen hayata geçirilmelidir.
- Ülkemizde TUBİTAK, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı TAGEM çatısı altında 8 merkez,
18 havza, 33 konu araştırma enstitüsü olup, narenciye araştırma enstitüsü yoktur.
Sektöre özel, yönetim ve ekonomik olarak bağımsız, içinde üretici ve diğer ilgili
kesimlerin temsil edileceği, deneme ve uygulama alanlarına sahip, özel veya özerk
bir narenciye araştırma enstitüsüne ihtiyaç vardır.
SATIŞ VE PAZARLAMA
- Üretim, satış miktarı ve satış geliri yansımaları İspanya, İtalya ve Yunanistan
performansını yakalayamamaktadır. Ürün çeşidi kadar, yeni pazarlar da zorlanmalıdır.
Ülkemiz narenciye üretiminin kalite, çeşitlilik, pazar çeşitliliği, taşıma-depolama
yetersizlikleri ve pazarlama alanında yurt dışı kuruluşlarla kalıcı işbirliklerinde
görülen yetersizlikler birim fiyatın düşük oluşmasına yol açmaktadır. Öncelikle
kalite alanında, gerçek sertifikalanma sürecinin farklı mülahazalarla desteklenmemesi,
pazarlama sürecini olumsuz etkilemektedir.
- Fidan sertifikalandırma bilimsel temellere dayandırılmalıdır. Aksi halde kalite
kavramı geliştirilemeyecektir. Fidan, narenciyenin geleceğini belirleyen birinci
öğedir. Üreticiler ve fidancılar, üniversiten ve kamudan virusten ari aşı gözü alabilme
olanağına kavuşturulmalıdır. Uluslararası pazarlara hitap edecek hibrid çeşitler
üniversite ve kamuca geliştirilmeli ya da ithalat marifetiyle aşı gözü üretimi için
çoğaltılmalıdır. Virüsten ari sertifikalı aşı gözü ve fidan kullanımı özendirilmeli
ve desteklenmelidir.
- Konsantre pazarı, ithalatın taşıma maliyetine karşın geliştirilemiyorsa pazar daha
yakından incelemeye alınmalıdır. Türkiye net yoğunlaştırılmış meyve suyu ithalatçısıdır.
Bilindiği gibi yoğunlaştırılmış piyasası son yirmi yıllık dönemde, iyi üründen ıskartaların
satılabileceği bir pazar olmaktan çıkmıştır. Rakiplerin taşıma maliyeti dikkate
alındığında yoğunlaştırılmış hammadde pazarına yabancı firmaların hâkimiyetini algılamak
kolay olmamaktadır. Ancak bu sektörün farklı bir üretim yapısı taşıdığı en başından
kabul edilmelidir.
- Fiyat konjonktürünü olumlu kılabilmek için depolama ve yurt dışı antrepolar büyük
önem arz etmektedir. Tarımsal ürünlerin, özellikle narenciyenin yıl içi fiyatları,
hasat sezonunda bile, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında önemli salınımlar göstermektedir.
Gelişmiş kontrol atmosferli soğutma teknolojisinden, geleneksel soğuk hava depolarına,
yurt dışı pazarlarda soğuk antrepolarda bekletilecek narenciyenin, bu günün çok
ötesinde gelir getireceği bilinmelidir. Bu görüşe karşı, üreticilerin sayısal olarak
çok olma eleştirisi ileri sürülebilir, ancak örgütlenmiş bir narenciye üreticiliği
ve ihracatçılığı bu sorunu tamamen ortadan kaldıracak güçtedir.
- Adana ve Türkiye narenciye ürünleri, Rusya?da yeterince tanınmamaktadır. Fuar ve
diğer ortak tanıtım çabaları, pazar payımızı geliştirme olanağı sağlayacaktır. Rus
ve Orta Asya pazarlarının Türk narenciye ürünlerinin tekelinde olduğunu düşünmek
son derece yanıltıcıdır. Fuarlara katılım oranının çok düşük olduğu narenciye sektöründe,
tanıtıma kaynak aktarılması, uzun süreli pazarların kazanılmasını kolaylaştıracaktır.
Kısaca, öncelikle Türk narenciye ürünleri Rusya pazarında yeterince tanıtılmalıdır.
- Dış piyasada görülen aksaklıklar iç piyasanın şişmesine neden olmaktadır. Bu nedenle
ihracat, stratejide başlangıç noktası olmalıdır. Narenciye piyasasının temel sorunu
iç pazardan kaynaklanmamaktadır. İhracatta yaşanan sorunlar nedeni ile düşen narenciye
ihracatı, iç pazarlara daha fazla ürün yönlendirilmesine yol açmakta, bu ise ürün
fiyatını maliyetler altına düşürmektedir. Dolayısıyla iç pazar sorunlarının çözümü
daha çok ihracattır.
- Kazakistan ve Türk Cumhuriyetleri, narenciye pazarı yükselen piyasalardır. Ortak
çabalar ve tanıtımla Kazakistan ve Türk Cumhuriyetleri?nde kısa sürede pazar yaratabilecektir.
Pazarlama alanında geliştirilebilecek stratejiler sanıldığı kadar çeşitlilik sunmaz.
Temel stratejiler daha ucuz, kaliteli ve çeşitlenmiş ürünleri, çeşitlenmiş pazarlara
satmaktır. Fiyat ile rekabet sanıldığı kadar cazibesi kalmamış bir seçenektir. Oysa
yeni ürün çeşitleri ve yeni pazarlar geliştirilmesi gereken ana stratejilerdir.
Bu pazarlar içinde Kazakistan, Orta Asya?ya açılmada en önemli niş pazarlardan birini
oluşturmaktadır.
- Narenciye taşımacılığı konusunda soğutma olanaklı gemicilik kalite sorununun bir
kısımını ortadan kaldıracaktır. Ancak maliyet nedeni ile bu hususta da ortak davranılmalıdır.
Fiyat hareketlerinden olumsuz etkilenmeme ve üretim defosunu en alt sınırlara çekerek
kilo başına en yüksek karlılığı elde edebilmek için en temel stratejilerden birisi
de, taşıma maliyetinin son derece düşük olduğu, soğutma olanaklı gemi taşımacılığı
hizmetlerinden yararlanmaktır. Ancak bağlantının yüksek tonajlarla yapılma zorunluluğu,
bu hususta birlikte davranılmasını zorunlu kılmaktadır.
- Organizasyon stratejisine ilişkin olarak; sektörde ortak davranmanın yeniden yapılanması
gerekmektedir. İyi tarım uygulamaları için, üretici, ihracatçı ve devlet bir arada
politika üretmeli, kamusal destekler, trendlerle ve uzun dönem stratejileri ile
tutarlı olmalıdır. Bölgede ve Türkiye genelinde gerçekçi bir envanterinin bulunmayışı,
politika ve strateji oluşturmayı güçleştirmektedir. Bu nedenle en kısa sürede gerçekçi
bir envanter çalışması yapılması gerekmektedir. Sektörü olumsuz yönde etkileyen
hal yasası ise tarafların katılımıyla tekrar gözden geçirilmeli ve en kısa sürede
yeniden düzenlenmelidir.
SEMPOZYUM VE SONUÇ RAPORUNA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİZİ LÜTFEN BİZİMLE PAYLAŞIN.
|
|
|